İlk sevgilim travesti oldu

7 11 2009

Nurgül Yeşilçay’dan çarpıcı açıklamalar

ilk

Nurgül Yeşilçay, Instyle dergisine sanat ve özel hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

* Erkeklerin zevk aldığı pek çok filmden zevk almadan sinemadan çıkarım. Gişe filmleri Arog, Gora, Recep İvedik, Güneşi Gördüm, bunların hepsi erkek hikayesini anlatan filmler. Benim gibi kadınların, gençlerin izleyeceği bir film yapmak istedim. Ezel Akay’ın yönettiği Yedi Kocalı Hürmüz pek az yapılan kadın filmlerine iyi bir örnek olacak ve çok izleyicinin ilgisini çekecek.

* Yedi Kocalı Hürmüz’e pek çok kişi acaba nasıl yapmışlar diyerek gidecek. Titanik’in de sonunu hepimiz biliyorduk ama gittik ve izledik. Filmim, canlı görüntüleri, dansları, müzikleri ve birbirinden başarılı oyuncularıyla çok sevilecek.

* İlk erkek arkadaşım travesti olmuştu. Ortaokul veya lisede, çok kısa ve sıkıcı adını vermeyeceğim bir ilişkim olmuştu. Yıllar sonra İzmir’de yürürken arkamdan koşup bana yetişen kadının o olduğunu fark etmiştim.

* Erkek çocuğu annesine çok düşkün, çok aşık oluyor. Kimseden duymadığım romantik sözleri oğlum Nejat’tan duyuyorum, aramızda çok özel bir bağ var.

* Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İyi ki de olmuyor. Altını değiştirmek, beslemek, değilmiş asıl olay..

* En kötüsü annenizi en iyi anladığınız dönemde onun hayatta olmaması. Fatih Akın’la çalışırken, Almanya’daki çekimlere Nejat’ı bırakıp gittim. Daha 1 yaşını yeni geçmişti. 3. gün ağlama krizine girdim…





‘Genelevler kapatılsın’

2 11 2009

Domuz gribi salgını, genelevlerde çalışan hayat kadınlarını da endişelendirdi.
genel

Hayat kadınları, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a başvurarak, domuz gribine karşı genelevlerde de önlem alınmasını istedi ve ilginç bir talepte bulundu. Akdağ’a gönderdikleri dilekçede “Domuz gribi tehdidi geçene kadar genelevleri kapatın, sigorta primlerini de devlet ödesin” dedi.

GENELEV MÜŞTERİLERİ EĞİTİMSİZ KİŞİLER

İşte hayat kadınlarını çatısında toplayan ‘İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği’nin Başkanı Okşan Öztok’un bakanlığa gönderdiği dilekçe:

Domuz gribi ile ilgili bakanlığınızın çalışmalarını takdirle takip etmekteyiz. Bir vatandaş, bir sivil toplum örgütü olarak, kadirşinas bu çalışmalarınıza destek olmak amacı ile tecrübelerimiz gereği önerilerimiz olacaktır. Derneğimizin çalışma alanı olan cinsel sağlık tecrübelerimiz ışığında, domuz gribi ile mücadelenize sosyal sorumluluk gereği katkı sunmak amacıyla bir öneride bulunmak istiyoruz. Domuz gribi tehdidi geçene kadar, ülkedeki tüm genelevlerin geçici süre ile kapatılması, kadınların SGK primlerinin devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz Çünkü daha önce yaptığımız çalışmalarda genelev müşterilerinin eğitimsiz bireylerden oluşmaktadır. Bu duruma dikkatinizi çekiyor önerimizi hayata geçirmenizi saygı ile arz ediyoruz.





Ankara erken seçimi konuşuyor..

30 10 2009

CHP, MHP ve DTP erken seçim için ne diyor ?

erken

DTP ERKEN SEÇİM İSTİYOR

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Türkiye’de seçimin ne zaman olacağını kestirmenin zor olduğunu, ama hiçbir muhalefet partisinin seçimden kaçmayacağını söyledi. “Türkiye’nin şartları uygunsa seçime gidilmelidir. DTP olarak bu noktada hazırız” diyen Sakık, seçime gidilirken Siyasi Partiler ve Seçim yasalarının değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

MHP SEÇİME HAZIR AMA ERKEN SEÇİM İSTEMİYOR

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, gazetecilerin erken seçim beklentilerine ilişkin sorularını cevaplandırdı. Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Lideri Deniz Baykal’ın erken seçime ilişkin sohbetini “Ayak üstü yapılmış sohbetlerle Türk siyasetini yönlendiriyorlar” şeklinde değerlendirdi.

Er ya da geç Türk Milletinin önüne sandığın götürüleceğini belirten Vural, “İnşallah AKP’yi millet sandıkta bitirecektir. Belgeler ekseninde toplum manipüle edilmeden, bu gelişmeler karşısında milletimiz kararını verecektir. Er ya da geç Türk Milleti sandıkta iradesini buluşturacaktır. Ayaküstü yapılan sohbetlerden ziyade, bunları toplumun tartışmasına sokmaktan ziyade kimin ne niyeti varsa kalksın açıklasın. Başbakanın niyeti varsa kalksın açıklasın, karnından konuşmasın. Yani herkes söylediği laflardan bir yorum çıkarmaya çalışıyor. Net olmak lazım bu gibi konularda” diye konuştu.

MHP olarak, gelişmelerin hesabını sandıkta soracaklarını ifade eden Vural, şunları kaydetti:

“Her an her şey olabilir deniliyor. Varsa vardır, yoksa yoktur. MHP olarak biz her türlü seçime, er ya da geç seçime hazırız. Bir beklenti içinde değiliz ama bir an önce bu milletin ne istediğinin sandıkta belirlenmesine hazırız. Kendileri oturup, açılıp saçılıyorlar, bunu millet mi istiyor? O rezil tabloyu, utanç tablosunu milletim isteyemez. MHP olarak bu konuda millete ifade edeceğiz. Seçimlerin er ya da geç olması bizim irademizle olmuyor. Çoğunluk iradesi var. Neyse ortaya koysunlar ona göre değerlendirmemizi yaparız. Ayaküstü yapılmış sohbetteki gelişmeler üzerinden siyaset geliştirmek doğru değil. Biz milletimize meydanlarda bütün bu gelişmeler karşısında sesleneceğiz. Parlamento ne zaman seçim olacağına karar verir. Biz seçime her zaman hazırız.”

Okay Meclis’te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Erken seçim tartışmalarının hatırlatılması üzerine Okay, erken seçim kararının her zaman Meclis’e gelebileceğini belirterek 22 Ekim’de TBMM’den geçen milletvekili seçimleri ile ilgili yasaya dikkat çekti.

CHP ERKEN SEÇİM İÇİN TARİH VERDİ
Erken seçime dair açıklamalara CHP’den Hakkı Süha Okay’dan yorum geldi.. Yasaya göre 2010 Kasım’ından önce bir erken seçim yapılabileceğini ifade eden Okay, erken seçimin siyasal iktidarlar için ‘güven tazeleme’ ya da ‘düşüşü önleme’ yöntemi olduğunu kaydetti. Okay “Böyle baktığımızda Meclis her an böyle bir karar alabilir. Son yasa ile birlikte değerlendirdiğimizde erken seçimin ayak izleridir, erken seçim için tedbirler alınmaktadır” dedi. Demokratik açılım sürecinde hükümetin başarısız olduğunu, ABD’nin yılbaşına kadar sürecin tamamlanmasını istediğini belirten Okay, Başbakan Erdoğan’ın Suriye, İran gezilerine dikkat çekti. Okay “Dış politikada bir değişim süreci yaşanıyor. İç politikada sıkıntılar var. Onun için muhtemeldir ki bir erken seçim kararı alınabilir. Nitekim dün Anıtkabir Aslanlı yol başlangıcında da bu tür sohbet olmuştur. Erken seçimin iktidar tarafından ifade edilmesi tüpten çıkan diş macunu gibidir, artık geri dönüşü olmaz” diye konuştu. //





Nüfus cüzdanında Kürtçe karakter dönemi

26 10 2009

Kızına Kürtçe isim koymak isteyen Kenan Kırkaya’nın isteğine Çankaya Nüfus İdaresi’nden izin geldi.

nufus-cuzdani

Kenan Kırkaya nüfus idaresinde yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hêvî umut, Jiyan yaşam demek. Kızıma Kürtçe isim vermek üzere gittim. Eğer olumsuz bir yanıt alsaydım isim kısmını boş bırakacaktım. Çünkü kızımın annesinin de ismi Newruz ama o dönemde, (w) ile yazmamışlar. Nüfus memuruna koymak istediğim ismi söyledim. İlgili memur iki-üç telefon görüşmesi yaptı ve ‘Tamam’ dedi. Kimle konuştu bilmiyorum. Şaşırdım ve çok mutlu oldum. Bu iki harfin bilgisayarda nasıl yapılacağını da ben gösterdim. Kızım annesiyle aynı kaderi yaşamamış oldu.”

İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, ise Kürtçe alfabede yer alan (w), (q) ve (x) harflerinin nüfus cüzdanlarında yasal değişiklik yapılmadan kullanılmasının mümkün olmadığını söyledi. Aynı yetkili Sadece (a), (I) ve (u) harfleri üzerinde inceltme işareti konulabildiğini, ancak (e) harfi üzerinde inceltmenin kullanılmadığını söyledi.





Ergenekon’da olaylı gün

23 10 2009

Bu kez de kürsüyü devirdi!

er

Ergenekon davasının dünkü duruşması bir hayli olaylı geçti. Her duruşmada olduğu gibi yine şov yapan Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, bu kez çıtayı aştı. Mahkeme Başkanı dahil herkese küfürler savuran Arslan, hızını alamayıp kürsüyü devirdi. Tutuklu sanıklardan Osman Yıldırım da Avukat Ergül’e tehdit savurdu
er1

Danıştay saldırısıyla birleştirilen Ergenekon ana davasında üç gündür çapraz sorgusuna devam edilen Alparslan Arslan, dün resmen şov yaptı. Savcı ve üye hakimlerin ardından mahkeme başkanı Köksal Şengün’ün sorularını yanıtlayan Arslan, 3 gündür savcıların ve üye hakimlerin ısrarlı sorularına rağmen, Danıştay davasının diğer sanıkları Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu’nun haberi olmadığını söylüyordu. Ancak dün Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün sorusu üzerine, “Benimle Ankara’ya gelirken Danıştay olayını biliyorlardı. Konuşulmuşluğu vardı. Silahları da gördüler yani öyle bilgim var. Kendilerine sormak lazım” diyerek itiraf etti. Çapraz sorgu esnasında mahkeme başkanı Köksal Şengün ile Alparslan Arslan arasında ilginç diyaloglar geçti. İşte zaman zaman salonda gülüşmelere de neden olan diyalogdan satır başları

Başkan’ın ilginç sorgusu

- Mahkeme Başkanı Köksal Şengün: “Avukatlık yapıyorsun, cüppe giyip duruşmalara giriyorsun, onun dışında tahsilat işlerine de girdiğini söylüyorsun. Kendine göre hak arıyorsun bir de yoğun bir din düşüncesi içerisindesin. İkisini nasıl bağdaştırıyorsun?”

-Alparslan Arslan: “Tahsilat dediğiniz boyutta kimseye silah çekmedim.”

-Şengün: “Din boyutunu nasıl açıklıyorsun?”

- Arslan: “Hak hak hak”

- Şengün: “Bu hak hak hak, dediğin olaya ne zaman girdin? Dini duyguların yoğunluğu ne zaman başladıki seni insan öldürmeye kadar götürdü?”

- Arslan: “Evvelden beri vardı. Kendimi bildiğimden beri. 2-3 yaşındayken rüyamda peygamber efendimizi gördüm. 1980 diyebilirsiniz. 1980’den 2009’a kadar hala devam ediyor.”

- Şengün: “Danıştay kararı Kasım 2005’de çıktı, 2006 Şubat ayında Vakit Gazetesi’nde haber oldu.”

- Arslan: “Vakit Gazetesi bu haberi yayınlamayabilirdi. Sen neyin peşindesin? İdraklı bir Müslüman bunu yapmaz.”

- Şengün: “Önce birinci tabancayı temin ettin, sonra ikinci tabancayı temin ettin ardından da 3 bombayı. Bu kadar büyük hazırlığı bir ayda mı yaptın? Senin yaptığın hazırlık kavga boyutunu aşan bir hazırlık.”

- Arslan: “Hale bakacaksın.”

- Şengün: “Tek başına yapmayıp da niye o kadar insanı bir araya topladın?”

- Arslan: “Ordu kuracaktım.”

- Şengün: “Bedava ordu kurulur mu?”

- Arslan: “Cami cemaatine mi gidecektim?”

- Şengün: “Bu adamlar senin kafana uygun değil, senin peşinden bedava gelmezler.”

- Arslan: “Yukarıya bağlıyım. Sizlerle uğraşamıyorum. Yemeğimi yeyip yatacağım.”

- Şengün: “Bu adamlara ne teklif ettin?”

- Arslan: “Erhan Timuroğlu’na ’gelir misin?’ dedim. Galaksileri anlattım. Bunu duyan adam uçuşa geçer.”

- Şengün: “Paramızı alamadık, yaptığımız şeylerin karşılığını alamadık diye telefon konuşmaları var.”

- Arslan: “30 bin lira lazım deseler tamam derim. Kandırdım, kullandım onları”

Bombaları itiraf etti

- Şengün: Silahları Aykut Mete Şükre’den, bombaları Süleyman Esen’den aldığını söyledin. Sonra Süleyman Esen’den vazgeçtin. Aykut Mete Şükre’ye devam ettin. Süleyman Esen’den neden vazgeçtin?

- Arslan: “Bombaları Süleyman Esen aldı, avucuma bıraktı. Ama o ’Ben vermedim, Alparslan aldı’ derse bilmem.”

- Şengün: “Bombalar sana Üsküdar’daki evinde teslim edildi. Sen bunları cebine koyup Ataşehir’deki eve gidiyorsun. Bombaları Osman Yıldırım’a vermek için neden Ataşehir’e gittin?”

- Arslan: “Osman Yıldırım’ın geleceği yer Ataşehir’e daha yakın. İstanbul da trafik var, trafik karmaşası var.”

- Şengün: “Bunu karmaşa ile trafik ile izah edemezsin”

- Arslan: “Öyle izah etmek zorundayım”

- Şengün: “Araban olmasına rağmen Ataşehir’i niye seçtin?”

- Arslan: “Bana kopuk adamlar lazım”

- Şengün: “Kopuğun Ataşehir ile ne ilgisi var? Ataşehir’de kopuk olan Üsküdar’da kopuk olmaz mı?”

- Arslan: “Beni buradan çıkarın başkanım. Sahile gidelim.”

-Şengün: “Ataşehir güzel bir yer, havadar bir yer, diyorsun. Çamlıca Tepesi’ne çık. Orası daha yüksek bir yer.”

- Arslan: “Rahat bir yerde bulunmam lazım. Sürekli cami avlusunda da bulunamazsın.”

- Şengün: “Recep Özkan’ın evine giderken bomabalar çantanda mıydı?”

- Arslan: “Recep Özkan’a gittiğim zaman bombalar çantamdaydı. Çantada taşıyorum zaten. 2 bombayı o gün Osman Yıldırım’a teslim ettim. Bombalar evde durmadı.”

- Şengün: “Kuran’a çok bağlı olduğunu söylüyorsun, ama en büyük günahlardan birisi olan insan öldürme fiilini gerçekleştiriyorsun. Bu nasıl oluyor?”

Bu soru üzerine Arslan sinirlenip küfürler etmeye başladı. Önündeki kürsüyü tekmeleyip devirdi ve arkasında bulunan kürsülere tekme atmaya başladı. Aynı anda başkan Köksal Şengün’e dönerek: “Müslüman ol. Ben seni öldürürüm burada!” diye bağırdı.





AK Parti’den kara tahtalı afiş

23 10 2009

Erdoğan’ı kara tahtaya yazı yazarken gösteren fotografın bulunduğu afişler asıldı.

tay

AK PARTİ Siyaset Akademisi için 81 ilde bilboardlara üzerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı kara tahtaya yazı yazarken gösteren fotografın bulunduğu afişler asıldı. Afişlerde, kara tahta önünde duran Başbakan Erdoğan’ın görüntüsü, Harf Devrimi’ni tanıtmak için bütün Türkiye’yi dolaşarak kara tahta önünde ders veren Mustafa Kemal Atatürk’ün görüntüsünü hatırlattı. AK Parti Siyaset Akademisi Genel Koordinatörü Ercan Demirci, bu afişlerin kendileri tarafından belirlenmiş bir ajans tarafından hazırlandığını belirtti. Demirci, “Biz ajansa sadece yapacağımız akademiz çalışmasıyla ilgili bilgi verdik. Üzerinde Genel Başkanımızın fotoğrafı olmasını istedik.
erdogan_ata

Onlar kendileri bu fotoğrafı bulmuşlar ve afişlerin üzerine yerleştirmişler. Biz gördüğümüzde aklımıza Atatürk’ün fotoğrafları hiç gelmedi. Önemli olan bizim amacımızı anlatan bir fotoğraf ve afiş olmasıydı. Böyle bir şey aklımıza gelseydi belki başka bir fotoğraf kullanırdık belki de konseptimize uygun olduğu için yine bu fotoğrafı kullanırdık” diye konuştu.

VATAN





Yaşar Nuri Öztürk istifa etti

19 10 2009

Yaşar Nuri Öztürk, Halkın Yükselişi Partisi(HYP) Genel Başkanlığı’ndan istifa etti..

nuri

Öztürk, yaptığı yazılı açıklamada, “bilim çalışmalarının yoğunluğuyüzünden yeterince vakit ayıramadığı siyasal çalışmalarına ara vermek, mesaisiniilmi-fikri faaliyetlerine yoğunlaştırmak üzere kurucusu ve genel başkanı olduğu HYP’nin genel başkanlığından istifa ettiğini” bildirdi.

AKP’Yİ 15 GÜNDE BİTİRİRİM
Geçtiğimiz günlerde Hülya Avşar’ın programına katılan Yaşar Nuri Öztürk “Beni kullanarak AKP’ye yalakalık etme” diyerek programı terk etmişti. Hülya Avşar’a AKP’Yİ 15 GÜNDE BİTİRİRİM demişti.. Bu sözlerin ardından Yaşar Nuri’nin istifası şaşırttı.





Travestiler de açilim istiyor

17 10 2009

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

balim

 

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.” ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

 

 Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”





8 YAŞINDA CİNSİYET DEĞİŞİMİ

15 10 2009

 4 yaşındayken ailesine “Ben bir kızım” demiş!

onann

Josie Romero 8 yaşında bir çocuk. Ama o diğer çocuklardan çok farklı. Nedeni ise bu yaşta cinsiyet değiştirmesi. ABD’de 8 yaşındaki bir çocuğun cinsiyet değiştirip değiştirmemesi büyük bir tartışma konusu olurken, Josieh’nin ailesi hikayelerini basın mensuplarına anlattı.

Joise, daha çok küçükken erkeklerin beğendiği renkleri beğenmiyordu ve pembe renkli herşeye bayılıyordu. Kız çocuklarının saç örgülerini ise çok seviyordu. Zaman geçti ve Josie 4 yaşındayken ailesini şoke eden açıklamayı yaptı: “Ben bir kızım”

Josie’nin annesi Vanessia, Daily Mail’e verdiği demeçte, Josie’nin kendilerine “Ben bir kızım” açıklamasını yaptıktan sonra şoke olduklarını söylerken, Josie’ye 6 yaşında çift cinsiyetli olduğu teşhisinin konulduğunu belirtti. Anne Vanessia, bu olayı kabullenmenin başlarda zor olduğunu kaydederken, eşinin başlarda çok üzüldüğünü de dile getirdi. Vanessia, Josie’nin en favori oyununun kendi şal ve eşarplarını etek haline çevirip giymek olduğunu ifade ederken, “Babası artık onunla koşmaya gidemeyecek” dedi.

Daily Mail





Türkiye’yi sattılar

11 10 2009

Şener: ‘Türkiye’yi haraç mezat satarak bitirdiler’

sener

Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, dün partisinin ilk mitingini Samsun’da yaptı. AKP hükümetinde Başbakan Yardımcısı iken bir dönem Özelleştirme İdaresi Şener’e bağlıydı. O zaman özelleştirme sürecinde olan ERDEMİR’e kardeşini yönetim kurulu üyesi yapması eleştirilere yol açmıştı.

TÜRKİYE’Yİ BİTİRDİLER
Başına kasketi takan Şener, şöyle konuştu: “Sizler koltuk nedir bilir misiniz? Siyasette koltuğa ’post’ denir. Mevcut iktidar, özelleştirme adında bu ülkenin 70 yıllık mülklerini haraç mezat satarken, ülke ekonomisi dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir hızla yabancılaştırılırken bu ülkenin neyi var neyi yok yabancılara satılırken nasıl oturacaktım o postta? Avrupa’sı, Amerika’sı, Rusya’sı, Çin’i, stratejik tesislerini, limanlarını, bankalarını yabancılara vermiyor. Bu iktidarın elinde şu ülkenin haline bir bakın. Biz oturduğumuz posttan ayağa kalktık. Mevcut iktidar siyaseti rant aracı haline getirdi. Şeffaflık yok, ihale rantları, imar rantları Türkiye’yi bitirdi.”