EŞİNİ SOKAK ORTASINDA BIÇAKLADI

25 11 2009

Ankara Çankaya’da tartıştığı eşini sokak ortasında bıçaklayan bir kişi çevredeki esnaf tarafından darp edildi.

Çankaya Turan Güneş Bulvarı Yıldız kavşağında meydana olayda, Muammer ve Ayşe S. çifti arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Muammer S, eşini bir çok yerinden bıçaklayarak yaraladı.

Olayı gören esnafın müdahalesi sonucu darp edilen Muammer S. etkisiz hale getirilerek polise teslim edilirken, eşi Ayşe S. Ankara Numune Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Çiftin evliliklerinde problem olduğu ve Ayşe S’nin eşinden ayrılmak istediği öne sürüldü.





Hayat Kadınlarına yönelik ‘ VİCDAN ‘açılımı talebi

25 11 2009

İnsanca yaşamı destekleme derneği genel sekreteri Okşan Öztok Başbakan Recek Tayyip Erdoğan’ın bir sözünü hatırlatarak hükümetten hayat kadınları için Vicdan açılımı istedi……

Son günlerde Kamuoyunda tartışılan, Ermeni, Kürt, Alevi, Roman açılımı gibi tabulaşmış sorunların çözümüne doğru atılan adımları dikkatle takip etmekteyiz.

Başbakanımız R. Tayyib ERDOĞAN 1994 yerel seçimlerinde kapatılan o zamanki Refah Partisi İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı iken, basına da yansıyan binlerce kadının umudu olmuş ve desteklenmiş şu beyanatını hatırlatıyoruz:

Kararlıyım. Genelevler kesinlikle kapatılacak. Çünkü ben öldüğümde arkamdan ‘karı sattırıyordu’, dedirtmem. Ben kadına şöyle, bakıyorum; Yaratıcının cenneti ayaklar altına verdiği bir varlık. Erkeğin ayakları altına sermiyor. Cennetin ayakları altına serildiği o yüce varlığı, nasıl olur da satarız?’

Sayın Başbakanımız, Bu durum evrensel İnsan Haklarına aykırıdır. Bu kadınlar Size oy verdiler.

Bu gün yaşı elliyi aşmış birçok kadın, sırf SGK primini tamamlayıp emekli olup insanca yaşamak adına Genelevlerde torunu yaşlarında çocukların satın alınabilir metası konumumdadır. Bu bir realitedir. Polisiye tedbirler çözümden uzaktır.

Bu kadınlar kendilerini toplumun iffet dalga kıranları olarak değerlendirmektedirler. Sebep her ne olursa olsun bu kadınlar mağdurdur. Pişmandır. Tövbekârdır.

Sayın Başbakanımız, Yukarıda arz ettiğimiz umut olan mesajınızın gereğini yapmak için Ak Parti Hükümetinin yeterli çoğunluğu vardır. Bu vicdani bir tahüttür.

Bu basın açıklamamızın ilk paragrafında ki açılımlarınıza diğer muhalefet partileri tarafından muhalefet edilmektedir. Hayat kadınlarının sorunlarının giderilmesi için yapacağınız açılıma hiçbir vicdan sahibi muhalefet etmeyecektir.

Bu vesile ile sizden Hayat Kadınlarına yönelik ‘ VİCDAN ‘açılımı istiyoruz.

1-Tüm hayat Kadınlarının SGK primlerinin Devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz.

2-Çalışma yılına bakılmaksızın bu insanların insani ölçüde geçinebilecekleri emekli maaşına bağlanmasını istiyoruz.

3-Konut sorunu olanların TOKİ aracılığı ile bu sorunlarının giderilmesini istiyoruz.

4-Bu kadınların vesika kayıtlarının imhasını istiyoruz.

5-Ayrıca bu kadınların çocuklarının Asker, Polis ve Devlet memuru olmaları önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

Sayın Başbakanımız, Kutsal bir Bayram arifesinde hiçbir vicdan sahibinin hayır demeyeceği bu açılıma sizi çağırıyor, değerli basın aracılığı ile kamuoyuna arz ediyoruz. 25.11.2u009

 

                                                                                                                      OKŞAN ÖZTOK

İNSANCA YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ





Nefret Söylemine Karşı Mücadele Edenler Ankara’da Buluşuyor

20 11 2009

20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü

Pembe Hayat’ın düzenlediği etkinlikte LGBTT bireylerin yanı sıra nefret söylemine karşı mücadele eden Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Kadınlar, Romanlar, hak savunucuları ve sanatçılar bir araya gelecek. Üç günlük etkinlik 20 Kasım’da başlıyor.
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği dünyanın her yerinde 20 Kasım’da gerçekleştirilen “Öldürülen Transları Anma Günü”nü için üç günlük program hazırladı.
 
Dernekten Remzi Altunpolat, “Nefret söyleminin ve suçlarının cezalandırılmasıyla ilgili yasal düzenleme istediklerini ve lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylere yönelik suçlarda haksız tahrik indiriminin uygulanmamasını istediklerini” söylüyor.
 
Rita’dan Dilek, Melek ve Çağla’ya…
20 Kasım 1998′de ABD’li trans Rita Hester‘in öldürülmesinin ardından “Ölümümüzü Hatırlamak” adıyla mumlu nöbet tutuldu. Ardından yapılan çağrıya LGBTT örgütleri ve dünyadaki translar yanıt verdi ve 20 Kasım transfobik nefret nedeniyle öldürülen transseksüelleri anma günü olarak kayıtlara geçti.
 
Pembe Hayat, ilk kez geçen yıl düzenlediği etkinliğin ikincisinde çerçeveyi genişletiyor.
Altunpolat, “Nefret söylemi ve doğurduğu şiddet sadece LGBTT bireyleri değil, çeşitli etnik, dinsel ve toplumsal grupları da hedef haline getiriyor, mağdur ediyor. Bu nedenle bir oturumda bu topluluklardan katılımcılarla nefreti konuşacağız” diye anlatıyor. “Türkiyeli Ermeni gazeteci Hrant Dink, Rahip Andrea Santoro, Zirve Yayınevi’nde öldürülenler, Türk Solu dergisinin Kürt karşıtı yayınları, Gazze protestolarında yükselen antisemitik söylemi de tartışmak istiyoruz” diyor.
 
Bu amaçla düzenlenecek olan “Irkçılık, Ayrımcılık ve Nefret” panelinin konuşmacılar arasında İnsan Hakları Gündemi Derneği, Demokratik Toplum Partisi (DTP), Alevi Enstitüsü, Romankara ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De grubu üyeleri var.
 
Geçtiğimiz bir yıl içinde Pembe Hayat üyesi üç trans; Dilen İnce, Melek P. ve Çağla öldürüldüler. Altunpolat, “20 Kasım’ın dernek üyeleri için bu yıl daha da anlamlı olduğunu” söylüyor.
 
20 Kasım’da yapılacak yürüyüş ve basın açıklamasıyla başlayacak olan üç günlük etkinlikler Petrol-İş sendikasında yapılacak paneller ve müzik dinletisiyle sürecek.
 
Prof. Dr. Melek Göregenli, senarist-yönetmen Zeynep Özcan, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Hakan Ataman, Alevi Enstitüsü’nden Dr. Ali Murat İrat, Demokratik Toplum Partisi’nden (DTP) Songül Erol Abdil, Romankara’dan Selçuk Karadeniz, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe’den Hüseyin Öntaş, avukat Senem Doğanoğlu, Siyah Pembe Üçgen’den avukat Elif Ceylan Özsoy, İstanbul LGBTT Girişimi’nden Seyhan Arman, bianet’ten Bawer Çakır, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu’ndan Pelin Dutlu konuşmacılar arasında.
kaosgl.com
pembehayat




Meclis’te pankartlı eylem

11 11 2009

Bakan Beşir Atalay konuşurken CHPli milletvekilleri pankart açtı, oturuma ara verildi
meclispankart3man

TBMM Genel Kurulunda ”Demokratik Açılım” görüşmelerinde tartışma çıktı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşması sırasında, ”AK Parti, Türkiye partisidir, diğer partiler bölge partileridir” demesine tepki gösteren MHP ve CHP’li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterirken, CHP’li milletvekilleri pankart açtı.

”Demokratik Açılım” konusundaki Genel Görüşme önergesinin öngörüşmeleri tartışmalı başladı. Hükümet adına bilgi veren İçişleri Bakanı Atalay, ”AK Parti bu ülkenin her bölgesini ve kesimini temsil eden bir Türkiye partisidir, bu konuda da maalesef rakipsizdir. AK Parti dışındaki tüm partiler bölge partileridir” dedi.

9d6fe056569cbf7908e2a3c2e0ddd4a4_k

Atalay’ın bu sözlerine CHP ve MHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayağa kalkarak söz istemesinin ardından, CHP’li milletvekilleri, üzerinde, ”Atam İzindeyiz”, ”Atam Eserlerine Sahip Çıkacağız’, ”Cumhuriyeti Sen Kurdun Onu Yaşatacak Olan Bizleriz” yazılı pankartlar açtı.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, CHP ve MHP milletvekillerini, ”Burası TBMM’dir, miting alanı değil… Pankartları indiriniz” diye uyardı. İdare amirlerini görevlerini yapmaya davet eden Şahin, CHP’lilere, ”Pankartları indirin ya da dışarı çıkarın” diyerek birleşime ara verdi.

Tartışma, verilen arada da sürdü.
4e37225bf2c4b07f57efeff92d362171_k





‘Genelevler kapatılsın’

2 11 2009

Domuz gribi salgını, genelevlerde çalışan hayat kadınlarını da endişelendirdi.
genel

Hayat kadınları, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a başvurarak, domuz gribine karşı genelevlerde de önlem alınmasını istedi ve ilginç bir talepte bulundu. Akdağ’a gönderdikleri dilekçede “Domuz gribi tehdidi geçene kadar genelevleri kapatın, sigorta primlerini de devlet ödesin” dedi.

GENELEV MÜŞTERİLERİ EĞİTİMSİZ KİŞİLER

İşte hayat kadınlarını çatısında toplayan ‘İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği’nin Başkanı Okşan Öztok’un bakanlığa gönderdiği dilekçe:

Domuz gribi ile ilgili bakanlığınızın çalışmalarını takdirle takip etmekteyiz. Bir vatandaş, bir sivil toplum örgütü olarak, kadirşinas bu çalışmalarınıza destek olmak amacı ile tecrübelerimiz gereği önerilerimiz olacaktır. Derneğimizin çalışma alanı olan cinsel sağlık tecrübelerimiz ışığında, domuz gribi ile mücadelenize sosyal sorumluluk gereği katkı sunmak amacıyla bir öneride bulunmak istiyoruz. Domuz gribi tehdidi geçene kadar, ülkedeki tüm genelevlerin geçici süre ile kapatılması, kadınların SGK primlerinin devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz Çünkü daha önce yaptığımız çalışmalarda genelev müşterilerinin eğitimsiz bireylerden oluşmaktadır. Bu duruma dikkatinizi çekiyor önerimizi hayata geçirmenizi saygı ile arz ediyoruz.





Ankara erken seçimi konuşuyor..

30 10 2009

CHP, MHP ve DTP erken seçim için ne diyor ?

erken

DTP ERKEN SEÇİM İSTİYOR

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Türkiye’de seçimin ne zaman olacağını kestirmenin zor olduğunu, ama hiçbir muhalefet partisinin seçimden kaçmayacağını söyledi. “Türkiye’nin şartları uygunsa seçime gidilmelidir. DTP olarak bu noktada hazırız” diyen Sakık, seçime gidilirken Siyasi Partiler ve Seçim yasalarının değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

MHP SEÇİME HAZIR AMA ERKEN SEÇİM İSTEMİYOR

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, gazetecilerin erken seçim beklentilerine ilişkin sorularını cevaplandırdı. Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Lideri Deniz Baykal’ın erken seçime ilişkin sohbetini “Ayak üstü yapılmış sohbetlerle Türk siyasetini yönlendiriyorlar” şeklinde değerlendirdi.

Er ya da geç Türk Milletinin önüne sandığın götürüleceğini belirten Vural, “İnşallah AKP’yi millet sandıkta bitirecektir. Belgeler ekseninde toplum manipüle edilmeden, bu gelişmeler karşısında milletimiz kararını verecektir. Er ya da geç Türk Milleti sandıkta iradesini buluşturacaktır. Ayaküstü yapılan sohbetlerden ziyade, bunları toplumun tartışmasına sokmaktan ziyade kimin ne niyeti varsa kalksın açıklasın. Başbakanın niyeti varsa kalksın açıklasın, karnından konuşmasın. Yani herkes söylediği laflardan bir yorum çıkarmaya çalışıyor. Net olmak lazım bu gibi konularda” diye konuştu.

MHP olarak, gelişmelerin hesabını sandıkta soracaklarını ifade eden Vural, şunları kaydetti:

“Her an her şey olabilir deniliyor. Varsa vardır, yoksa yoktur. MHP olarak biz her türlü seçime, er ya da geç seçime hazırız. Bir beklenti içinde değiliz ama bir an önce bu milletin ne istediğinin sandıkta belirlenmesine hazırız. Kendileri oturup, açılıp saçılıyorlar, bunu millet mi istiyor? O rezil tabloyu, utanç tablosunu milletim isteyemez. MHP olarak bu konuda millete ifade edeceğiz. Seçimlerin er ya da geç olması bizim irademizle olmuyor. Çoğunluk iradesi var. Neyse ortaya koysunlar ona göre değerlendirmemizi yaparız. Ayaküstü yapılmış sohbetteki gelişmeler üzerinden siyaset geliştirmek doğru değil. Biz milletimize meydanlarda bütün bu gelişmeler karşısında sesleneceğiz. Parlamento ne zaman seçim olacağına karar verir. Biz seçime her zaman hazırız.”

Okay Meclis’te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Erken seçim tartışmalarının hatırlatılması üzerine Okay, erken seçim kararının her zaman Meclis’e gelebileceğini belirterek 22 Ekim’de TBMM’den geçen milletvekili seçimleri ile ilgili yasaya dikkat çekti.

CHP ERKEN SEÇİM İÇİN TARİH VERDİ
Erken seçime dair açıklamalara CHP’den Hakkı Süha Okay’dan yorum geldi.. Yasaya göre 2010 Kasım’ından önce bir erken seçim yapılabileceğini ifade eden Okay, erken seçimin siyasal iktidarlar için ‘güven tazeleme’ ya da ‘düşüşü önleme’ yöntemi olduğunu kaydetti. Okay “Böyle baktığımızda Meclis her an böyle bir karar alabilir. Son yasa ile birlikte değerlendirdiğimizde erken seçimin ayak izleridir, erken seçim için tedbirler alınmaktadır” dedi. Demokratik açılım sürecinde hükümetin başarısız olduğunu, ABD’nin yılbaşına kadar sürecin tamamlanmasını istediğini belirten Okay, Başbakan Erdoğan’ın Suriye, İran gezilerine dikkat çekti. Okay “Dış politikada bir değişim süreci yaşanıyor. İç politikada sıkıntılar var. Onun için muhtemeldir ki bir erken seçim kararı alınabilir. Nitekim dün Anıtkabir Aslanlı yol başlangıcında da bu tür sohbet olmuştur. Erken seçimin iktidar tarafından ifade edilmesi tüpten çıkan diş macunu gibidir, artık geri dönüşü olmaz” diye konuştu. //





Nüfus cüzdanında Kürtçe karakter dönemi

26 10 2009

Kızına Kürtçe isim koymak isteyen Kenan Kırkaya’nın isteğine Çankaya Nüfus İdaresi’nden izin geldi.

nufus-cuzdani

Kenan Kırkaya nüfus idaresinde yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hêvî umut, Jiyan yaşam demek. Kızıma Kürtçe isim vermek üzere gittim. Eğer olumsuz bir yanıt alsaydım isim kısmını boş bırakacaktım. Çünkü kızımın annesinin de ismi Newruz ama o dönemde, (w) ile yazmamışlar. Nüfus memuruna koymak istediğim ismi söyledim. İlgili memur iki-üç telefon görüşmesi yaptı ve ‘Tamam’ dedi. Kimle konuştu bilmiyorum. Şaşırdım ve çok mutlu oldum. Bu iki harfin bilgisayarda nasıl yapılacağını da ben gösterdim. Kızım annesiyle aynı kaderi yaşamamış oldu.”

İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, ise Kürtçe alfabede yer alan (w), (q) ve (x) harflerinin nüfus cüzdanlarında yasal değişiklik yapılmadan kullanılmasının mümkün olmadığını söyledi. Aynı yetkili Sadece (a), (I) ve (u) harfleri üzerinde inceltme işareti konulabildiğini, ancak (e) harfi üzerinde inceltmenin kullanılmadığını söyledi.





AK Parti’den kara tahtalı afiş

23 10 2009

Erdoğan’ı kara tahtaya yazı yazarken gösteren fotografın bulunduğu afişler asıldı.

tay

AK PARTİ Siyaset Akademisi için 81 ilde bilboardlara üzerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı kara tahtaya yazı yazarken gösteren fotografın bulunduğu afişler asıldı. Afişlerde, kara tahta önünde duran Başbakan Erdoğan’ın görüntüsü, Harf Devrimi’ni tanıtmak için bütün Türkiye’yi dolaşarak kara tahta önünde ders veren Mustafa Kemal Atatürk’ün görüntüsünü hatırlattı. AK Parti Siyaset Akademisi Genel Koordinatörü Ercan Demirci, bu afişlerin kendileri tarafından belirlenmiş bir ajans tarafından hazırlandığını belirtti. Demirci, “Biz ajansa sadece yapacağımız akademiz çalışmasıyla ilgili bilgi verdik. Üzerinde Genel Başkanımızın fotoğrafı olmasını istedik.
erdogan_ata

Onlar kendileri bu fotoğrafı bulmuşlar ve afişlerin üzerine yerleştirmişler. Biz gördüğümüzde aklımıza Atatürk’ün fotoğrafları hiç gelmedi. Önemli olan bizim amacımızı anlatan bir fotoğraf ve afiş olmasıydı. Böyle bir şey aklımıza gelseydi belki başka bir fotoğraf kullanırdık belki de konseptimize uygun olduğu için yine bu fotoğrafı kullanırdık” diye konuştu.

VATAN





Travestiler de açilim istiyor

17 10 2009

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

balim

 

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.” ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

 

 Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”





GÖKÇEK neyin peşinde ?

8 10 2009
Ankaraspor önceki gün resmen ligden düşürüldü. Nedeni ise “bir ligde aynı güç tarafından iki takımın yönetilemeyeceği” şeklinde açıklandı.

Peki gerçek sebep bu mu? Ankaraspor ardından dönen siyasi oyunlar neler?

Tüm bu soruların cevaplarını Güneş Yazarı ve Turktime Yönetim Kurulu Başkanı Talat Atilla dün akşam Flash Tv Anahaber’de açıkladı. Talat Atilla Ankaraspor’un ligden düşürüleceğini bu olaylar hiç gündemde yokken yazmıştı.

ANKARASPOR NEDEN DÜŞÜRÜLDÜ?

Atilla’ya göre bazı vekiller Tayyip Erdoğan’a “Gökçek başbakanlığa oynuyor, lojistik destek yapıyor” diye uyarıda bulunuyorlar. Sonrasında ise Federasyon Ankaraspor’u ligden düşürme kararını veriyor.  

PATRONA DUYURALIM

Talat Atilla’nın iddiaları şöyle:

“Ramazan ayında Filistin Caddesi’nde bir başbakan yardımcısı birkaç milletvekili ile bir araya geldi. Burada Melih Gökçek’in fırsat bulursa başbakanlığa oynayacağı ve bunun için lojistik destek yaptığı konuşuldu. Bu olayı patrona (Tayyip Erdoğan) duyurmaya karar verdiler. Hemen kısa bir süre sonra Federasyon malum kararı verdi. Dün de tamamen düşürüldü.

GÖKÇEK SİZİNLE (ERDOĞAN’LA) YARIŞIYOR

Erdoğan’a önemli bir milletvekili; “İstanbul’da İstanbul Büyükşehirspor, bir de Kasımpaşa spor var. Burada bir Ankaraspor vardı, bir de Ankaragücü eklendi. Her şeyiyle sizinle yarışıyor” şeklinde bir görüş beyan etmiş. Tüm bunların toplamına bakarsak burada bir siyasi iade olduğu açık… Zaten siyasi irade olduğunu bizzat Melih Gökçek söylüyor. Türkiye’de de siyasi iradenin ne olduğu ortadadır.”
tay
GÖKÇEK AKP BAŞKANLIĞINA VE BAŞBAKANLIĞA OYNUYOR

Atila sözlerine şöyle devam etti:

“Gökçek’in bir niyeti var mı yok mu o ayrı konu ama Ankara’da konuşulan, Başbakan’a iletilen, altı çizilen nokta Gökçek’in uygun bir zeminde AKP Genel Başkanlığına, başbakanlığa oynadığı, AKP’nin kapatma ihtimali olursa Gökçek’in etkisi altında bulunan 40-50 milletvekili ile bir yapılanmanın tezahür edeceği