Bu ülkeyi kurtarmaya 50 kişi yeter

16 11 2009

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, partisi tarafından düzenlenen mitingte yaklaşık 50 kişiye hitap etti.

HEPAR’ın Nevşehir Türk Telekom binası önünde düzenlenen 16. mitinginde kürsüye çıkan Osman Pamukoğlu, meydan şoku yaşadı. Saat 13.30′da başlayacağı belirtilen, ancak 1,5 saat gecikme ile başlayan mitingte Pamukoğlu, meydanı dolduran 50 kadar vatandaşa ekonominin çöktüğünü, Türkiye’nin yolsuzluk sıralamasında da Mozambik ve Somali’den sonra dünya üçüncüsü olduğunu iddia etti. Yolsuzluk yapanların hepsinden hesap sorulup, tüm menkul ve gayrimenkullerinin hazineye gelir kayıt edileceğini ifade eden Pamukoğlu, “Yolsuzluk yapan siyasiler ve bürokratların hepsini yargılayacağız. Özel ihtisas mahkemelerinde hepsinden hesap soracağız, bütün menkul ve gayrimenkullerini satacağız. Hazineye irad kayıt edeceğiz, halktan çaldıklarını halka geri iade edeceğiz.” dedi.

Terörü 365 günde 20 bin kişilik bir asker ile sona erdireceklerini vurgulayan Pamukoğlu, idamı yeniden getireceklerini kaydetti. Memurlar dahil herkesin dokunulmazlığının kaldırılacağını ifade eden HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, “İlk iş siyasilerden, bürokratların tümünden, memurlar dahil dokunulmazlıklar kalkacak ve herkes normal mahkemeler önünde hesap verecek. Çünkü dağlarda eşkıya, kentlerde çete ve mafya var. Bunların ucunda siyasiler ve bürokratlar var. Biz uyanık olanın da uyuyanın da hesabını bunlardan soracağız.” diye konuştu. 

Mitingin başında meydan şoku yaşayan Pamukoğlu, konuşmasını 10 dakikada tamamladı. Ardından ilçe ve beldelerde temaslarda bulunmak üzere Nevşehir’den ayrıldı. (CİHAN)





Ergenekon’da olaylı gün

23 10 2009

Bu kez de kürsüyü devirdi!

er

Ergenekon davasının dünkü duruşması bir hayli olaylı geçti. Her duruşmada olduğu gibi yine şov yapan Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, bu kez çıtayı aştı. Mahkeme Başkanı dahil herkese küfürler savuran Arslan, hızını alamayıp kürsüyü devirdi. Tutuklu sanıklardan Osman Yıldırım da Avukat Ergül’e tehdit savurdu
er1

Danıştay saldırısıyla birleştirilen Ergenekon ana davasında üç gündür çapraz sorgusuna devam edilen Alparslan Arslan, dün resmen şov yaptı. Savcı ve üye hakimlerin ardından mahkeme başkanı Köksal Şengün’ün sorularını yanıtlayan Arslan, 3 gündür savcıların ve üye hakimlerin ısrarlı sorularına rağmen, Danıştay davasının diğer sanıkları Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu’nun haberi olmadığını söylüyordu. Ancak dün Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün sorusu üzerine, “Benimle Ankara’ya gelirken Danıştay olayını biliyorlardı. Konuşulmuşluğu vardı. Silahları da gördüler yani öyle bilgim var. Kendilerine sormak lazım” diyerek itiraf etti. Çapraz sorgu esnasında mahkeme başkanı Köksal Şengün ile Alparslan Arslan arasında ilginç diyaloglar geçti. İşte zaman zaman salonda gülüşmelere de neden olan diyalogdan satır başları

Başkan’ın ilginç sorgusu

- Mahkeme Başkanı Köksal Şengün: “Avukatlık yapıyorsun, cüppe giyip duruşmalara giriyorsun, onun dışında tahsilat işlerine de girdiğini söylüyorsun. Kendine göre hak arıyorsun bir de yoğun bir din düşüncesi içerisindesin. İkisini nasıl bağdaştırıyorsun?”

-Alparslan Arslan: “Tahsilat dediğiniz boyutta kimseye silah çekmedim.”

-Şengün: “Din boyutunu nasıl açıklıyorsun?”

- Arslan: “Hak hak hak”

- Şengün: “Bu hak hak hak, dediğin olaya ne zaman girdin? Dini duyguların yoğunluğu ne zaman başladıki seni insan öldürmeye kadar götürdü?”

- Arslan: “Evvelden beri vardı. Kendimi bildiğimden beri. 2-3 yaşındayken rüyamda peygamber efendimizi gördüm. 1980 diyebilirsiniz. 1980’den 2009’a kadar hala devam ediyor.”

- Şengün: “Danıştay kararı Kasım 2005’de çıktı, 2006 Şubat ayında Vakit Gazetesi’nde haber oldu.”

- Arslan: “Vakit Gazetesi bu haberi yayınlamayabilirdi. Sen neyin peşindesin? İdraklı bir Müslüman bunu yapmaz.”

- Şengün: “Önce birinci tabancayı temin ettin, sonra ikinci tabancayı temin ettin ardından da 3 bombayı. Bu kadar büyük hazırlığı bir ayda mı yaptın? Senin yaptığın hazırlık kavga boyutunu aşan bir hazırlık.”

- Arslan: “Hale bakacaksın.”

- Şengün: “Tek başına yapmayıp da niye o kadar insanı bir araya topladın?”

- Arslan: “Ordu kuracaktım.”

- Şengün: “Bedava ordu kurulur mu?”

- Arslan: “Cami cemaatine mi gidecektim?”

- Şengün: “Bu adamlar senin kafana uygun değil, senin peşinden bedava gelmezler.”

- Arslan: “Yukarıya bağlıyım. Sizlerle uğraşamıyorum. Yemeğimi yeyip yatacağım.”

- Şengün: “Bu adamlara ne teklif ettin?”

- Arslan: “Erhan Timuroğlu’na ’gelir misin?’ dedim. Galaksileri anlattım. Bunu duyan adam uçuşa geçer.”

- Şengün: “Paramızı alamadık, yaptığımız şeylerin karşılığını alamadık diye telefon konuşmaları var.”

- Arslan: “30 bin lira lazım deseler tamam derim. Kandırdım, kullandım onları”

Bombaları itiraf etti

- Şengün: Silahları Aykut Mete Şükre’den, bombaları Süleyman Esen’den aldığını söyledin. Sonra Süleyman Esen’den vazgeçtin. Aykut Mete Şükre’ye devam ettin. Süleyman Esen’den neden vazgeçtin?

- Arslan: “Bombaları Süleyman Esen aldı, avucuma bıraktı. Ama o ’Ben vermedim, Alparslan aldı’ derse bilmem.”

- Şengün: “Bombalar sana Üsküdar’daki evinde teslim edildi. Sen bunları cebine koyup Ataşehir’deki eve gidiyorsun. Bombaları Osman Yıldırım’a vermek için neden Ataşehir’e gittin?”

- Arslan: “Osman Yıldırım’ın geleceği yer Ataşehir’e daha yakın. İstanbul da trafik var, trafik karmaşası var.”

- Şengün: “Bunu karmaşa ile trafik ile izah edemezsin”

- Arslan: “Öyle izah etmek zorundayım”

- Şengün: “Araban olmasına rağmen Ataşehir’i niye seçtin?”

- Arslan: “Bana kopuk adamlar lazım”

- Şengün: “Kopuğun Ataşehir ile ne ilgisi var? Ataşehir’de kopuk olan Üsküdar’da kopuk olmaz mı?”

- Arslan: “Beni buradan çıkarın başkanım. Sahile gidelim.”

-Şengün: “Ataşehir güzel bir yer, havadar bir yer, diyorsun. Çamlıca Tepesi’ne çık. Orası daha yüksek bir yer.”

- Arslan: “Rahat bir yerde bulunmam lazım. Sürekli cami avlusunda da bulunamazsın.”

- Şengün: “Recep Özkan’ın evine giderken bomabalar çantanda mıydı?”

- Arslan: “Recep Özkan’a gittiğim zaman bombalar çantamdaydı. Çantada taşıyorum zaten. 2 bombayı o gün Osman Yıldırım’a teslim ettim. Bombalar evde durmadı.”

- Şengün: “Kuran’a çok bağlı olduğunu söylüyorsun, ama en büyük günahlardan birisi olan insan öldürme fiilini gerçekleştiriyorsun. Bu nasıl oluyor?”

Bu soru üzerine Arslan sinirlenip küfürler etmeye başladı. Önündeki kürsüyü tekmeleyip devirdi ve arkasında bulunan kürsülere tekme atmaya başladı. Aynı anda başkan Köksal Şengün’e dönerek: “Müslüman ol. Ben seni öldürürüm burada!” diye bağırdı.





Kimlik arayışının tuvaldeki hali

13 07 2009

11trfs17tugba

Onları daha çok elinde çakılarıyla etrafa saldıran ya da saldırıya uğrarkenki görüntüleriyle tanıyoruz. Yanlarından geçtiğimizde kendimizi onlardan sakınmaya çalışırız. Onları “cinsellik” ile özdeşleştiririz. Bu yanlış algılamada medyanın da kuşkusuz payı büyük…

Toplumun dışına itttiğimiz, kendilerinden anlamsızca sakındığımız travestilerden biri olan Tuba Deniz Gören, 48 resimden oluşan ilk kişisel sergisi Arayış’ı Barış Manço Kültür Merkezi’nde açtı.
Hiç resim eğitimi almamış olan Gören, resim aşkı ile cinsel kimliğine ilişkin çelişkiyi aynı yıllarda yaşadığını söylüyor. O günleri şöyle anlatıyor: “Lisedeyken resim öğretmenimi çok seviyordum. Resme ilgim o zaman başladı. Belki de beni fark etmesi için resim yapmaya başladım. Bu tutkum yıllar boyunca devam etti. Cinsel kimliğimden dolayı okulu bitiremedim. Aynada kendimle hesaplaştığım yıllardı. Çevremden baskı geldi. Böyle olunca zincirleri kırmak istedim. Babama ayrılacağımı söyledim. 18 yıl geçti bir daha dönmedim.”
İlk sergisiyle bir arayış içinde olduğunu dile getiren Tuba, “Seçmiş olduğum kimliğimden dolayı ruhumun bedenime sıkıştığını düşünüyorum. Resimlerimde dikkat ederseniz hep tek ağaç var. Genel olarak da çıplaktırlar. Birtakım şeylerden yoksundurlar. Bu biraz da biz travestilerin dünyasıdır” diyor. 
“Bu resimlerle cinsel kimliğimle değil, sanatımla buradayım. Sözcüklere dökemediklerimi, anlatamadıklarımı resme yansıttım” diyen Tuba, şöyle devam ediyor: “Toplum bizi yanlış biliyor. Bizim içimizde de elbette adam kesen, şiddet yanlıları var ancak toplum içinde de cinayet işleyenler, cinnet geçirenler var. Bazı münferit olayları genelimize yansıtıyorlar. Bize farklı bakıyorlar. Oysa biz de onlardan biriyiz. Bazen toplumun içinde nasıl yürüyeceğime bile karar veremiyorum. Bunu yaşamayan anlamaz.”
Medyanın travestileri yanlış anlattığından yakınan Tuba, “Onlar için galiba resim sergisi açan bir travesti değil, Kadıköy’de birini bıçaklayan bir travesti daha önemli” diyor. Toplumdaki cinsellik tabusunun yıkılması gerektiğini dile getiren Tuba, insanların kadınlığa veya erkekliğe değil fikirlere ve düşüncelere önem vermesi gerektiğine dikkat çekiyor.





Münevver’in çamaşırındaki spermin sırrı

11 07 2009
Münevver’in çamaşırındaki spermin sırrı  
İstanbul’da başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut’un iç çamaşırındaki spermin sırrı çözüldü.
Otopsi esnasında Münevver’in çamaşırına bulaşan sperm, teknisyenin eldiveninden geçmiş. Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, otopsiyle ilgili tüyler ürpertici detayları Hürriyet Gazetesi’ne anlattı.
Geçen hafta spermin, otopsisi Münevver’den önce yapılan kişiye ait olduğu, masanın pis olması ve otopsiyi yapan teknisyenin tek eldiven kullanması nedeniyle Münevver’in çamaşırına bulaştığı iddiası ortaya atılmıştı. Bu iddialara sessiz kalan Adli Tıp Kurumu kapılarını Hürriyet’e açtı. Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce otopsiyi anlattı.
Sperm eldivenden bulaştı
“Bizim kontaminasyon (bulaşma) dediğimiz bir olay. Sperm, Münevver Karabulut’un otopsisiyle aynı anda otopsisi yapılan ve trafik kazasında hayatını kaybeden yan masadaki cesetten bulaşmış. Diğer otopsiyi yapan hekimin Münevver’in otopsisiyle ilgilenen teknisyenden “şunun ucundan bir tutsana” tarzı yardım istemesi nedeniyle. O cesedin elbiselerini çıkaran teknisyen aynı eldivenle Münevver’in elbiselerini de çıkarmış. Ölümden hemen sonra gerçekleşen primer gevşeklik nedeniyle ortaya çıkan sperm o zaman bulaşmış. Milyonda birlik bir hata. Otopside yardımlaşma yoktur, herkes bir işle ilgilenmek zorunda.”
‘Vicdanım rahat’
“Hatadır, evet hatayı tartışmıyoruz. Ama hatanın kusur olarak değerlendirilmesi için zararın ortaya çıkması gerekir. Sosyal olarak ailenin üzüntüsü dışında zarar yoktur. Vicdanım rahat.”
 
Otopsiyi hizmetli yapmış
“1992′den beri burada hizmetli kadrosunda işe alınan daha sonra kendini yetiştirerek otopsi teknisyenliği yapmaya başlayan ‘çantadan yetişme’ dediğimiz elemanlar var. Otopsiye aşçı mı giriyor, hayır; ama hizmetli mi giriyor, evet. Münevver’in otopsisini de daha sonra Mardin’de de birlikte çalıştığımız bu arkadaşlardan biri yapmış.
İki kişiyle ilgili soruşturma sürüyor. Morg İhtisas Dairesi Başkanımız soruşturmalarını yapıyor. Pazartesi günü sonucu bana bildirecek. Aynı gün zannediyorum Adalet Bakanlığı’ndan müfettişimiz de gelecek. Özellikle teknisyenimizin artık çalışacağını zannetmiyorum. O koşullarda tekrar o görevde çalışmasını uygun görmüyorum. Ama sonuçta bir derstir; aynı hatayı bir daha yapmaz.”
Başka kesici alet var
“Rapor da tamamlanmak üzere. Savcı birkaç araştırma daha istedi. Testere dışında başka bir kesici alet daha var (adını açıklamıyor). Araştırmalarımız da bitince üyelerimizin imzasına sunulacak.” 





Interpol’ün bir numarası

1 07 2009
Interpol’ün bir numarası  
Interpol, Etiler cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun 6 farklı dilde hazırladığı video ile arıyor.
 
120 gün önce vahşi bir cinayete kurban giden Münevver Karabulut’un katil zanlısı hala bulunamadı. Türk polis teşkilatı, zanlının bulunması için çalışmalarını devam ettirirken Cem Garipoğlu’nun yurt dışına kaçmış olabileceği ihtimali üzerine birçok ülkeyle ortak çalışma yapılıyor.
Karabulut cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlu, Türk yetkililerin girişimiyle artık Interpol’ün  de (Uluslararası Polis Teşkilatı – International Criminal Police Organization) bir numaralı gündem maddesi.
Son 7 gündür İnterpol’un internet sayfasının manşeti Karabulut cinayeti ve Cem Garipoğlu’na ayrılmış durumda. Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça ve Türkçe olmak üzere 6 ayrı dilde hazırlanan videoda cinayet ve zanlı hakkında ayrıntılı bilgiler veriliyor.
İnterpol websitesinde yayınladığı video ile Cem Garipoğlu’nun yakalanması için halkın desteğini istedi. 3 Mart’ta Etiler’de kafası kesilerek cesedi çöp konteynırına atılan Münevver Karabulut’un erkek arkadaşı ve cinayetin 1 numaralı katil zanlısı 18 yaşındaki Cem Garipoğlu, İnterpol’ün Ankara‘daki Merkez Ofisi tarafından tarafından kırmızı bülten ile aranıyor. Garipoğlu’nun saklandığı yeri bilenlerin en yakın polis merkezine ya da INTERPOL’un Lion’da bulunan Genel Sekreterliği Kaçak Soruşturma Destek Merkezine fugitive@interpol.int  bildirmeleri isteniyor.
 
İHA




‘ÜZMEZ’İ ÜZME, KESERİZ!’

15 05 2009

uzmez

Adli Tıp’tan ‘Hüseyin Üzmez raporu’ nedeniyle istifa eden doktora ağır tehdit!..

Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu’ndan Hüseyin Üzmez davası yüzünden istifa eden Doç. Dr. Ayten Erdoğan “Üzmez’in üzerine gitme, keseriz” diye tehdit edildiğini belirtip koruma istedi.

Vakit Yazarı Hüseyin Üzmez’in cinsel tacizine uğrayan B.Ç için aynı raporun verileceğini söyleyerek Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu’ndaki görevinden istifa eden Çocuk Psikiyatristi Doç. Dr. Ayten Erdoğan, tehdit edildiği gerekçesiyle savcılığa başvurdu.

Erdoğan’ın avukatı Türkay Asma, müvekkilinin istifasının basına yansımasından sonra, özellikle Üzmez’in çevresinden olduklarını düşündükleri kişilerden telefon ve e-postalarla tehdit edildiğini açıkladı. “Hüseyin Üzmez’in üzerine gitme, bu konudan elini eteğini çek, yoksa keseriz” dendiğini anlatan Asma, Erdoğan’ın kızıyla yalnız yaşadığını ve can güvenliği olmadığı için İstanbul ve Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılıkları’na suç duyurusunda bulunduklarını ve koruma talep ettiklerini anlattı.

Koruma talebine yanıt verilmediğini belirten Asma, “Kendisi cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili Adli Tıp Kurumu’ndaki çarpıklıkları istifasıyla gündeme getirdi. Son derece önemli adımattı. Ancak bu davranışı nedeniyle tehdit ediliyor, sindirilmek isteniyor. Kendisi çok gönüllü olmadığı halde, avukatı ve dostu olarak korunması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle koruma talebinde bulunduk” dedi.

ERDOĞAN’A MEKTUP YAZMIŞ

Asma, Doç. Dr. Erdoğan’ın istifasından sonra, istifa gerekçelerini belgeleriyle birlikte birmektupla Başbakan Tayyip Erdoğan’a da ilettiğini belirtti. İstifasına neden olan sorunları Başbakan Erdoğan’la da paylaşma ihtiyacı duyan Doç. Dr. Erdoğan’ın, Adli Tıp Kurumu’nda gerekli düzenlemelerin yapılması talebini ilettiğini ifade etti.

kaynak : HABERTÜRK GAZETESİ





Dünyaya manşet olduk ! hadi hayırlısı

7 04 2009
Dünyaya manşet olduk  
Obama’nın Türkiye ziyareti Çin’den İngiltere‘ye, Yunanistan‘dan Fransa‘ya büyük yankı buldu. ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyaretine dünya basını geniş yer verdi.
 
The Guardian: Obama’nın ‘Amerika İslam’la savaş halinde değil’ diyerek Türkiye parlamentosu kürsüsünden İslam dünyasına zeytin dalı uzattığını yazdı.
 
Financial Times: Obama’nın Türkiye ziyaretini okurlarına bir analizle sundu. Analizde şu ifadeler yer aldı: “Başka Müslüman ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de büyük bir çoğunluk, Amerika‘nın aslında İslam’la savaş halinde olduğuna inanıyordu. Barack Obama’nın ilk Müslüman ülke ziyareti için özellikle Türkiye’yi seçmesi, bu inanışı tersine çevirmeyi amaçlayan uzun ve çetin bir yolculuğun başlangıcı.
The Times: Gazetenin başyazısında şu ifadeleri kullandı: Obama’nın Türkiye’yi vaaz kürsüsü olarak değil örnek olarak kullanması önemli. Türkiye, ileri demokrasiyle İslam’ın bir arada bulunabileceğini gösteren bir kanıt.
Independent: Gazeteye göre, “Obama belki Türkiye’nin AB üyeliğine Washington’un tam desteğini ifade ederek belki biraz incelik göstermemiş olabilir ama Türkiye’nin yüzüne kapıyı çarpmak bir tek Avrupalı’nın bile çıkarına değil.”
 
Daily Telegraph: Daily Telegraph ise başyazılarından birinde “Türkiye’nin zamanı geldi” ifadesini kullandı.
 
Le Parisien: Obama: ABD İslam ile savaşta deği, sözlerini başlığa taşıdı. Haberde, “Amerikan başkanı Obama, bir Müslüman ülkeye, Türkiye’ye ilk ziyaretinde ABD’nin İslam’a karşı savaşta olmadığını ve hiçbir zaman da olmayacağını söyledi.
Çin radyosu: Obama’nın ziyaretini “Türkiye ve ABD balayında” yorumuyla duyurdu.

Frankfurter Rundschau: Obama’nın Avrupa ziyaretinden en çok Türkiye’nin kazançlı çıktığını vurguladı.

Neue Osnabrücker Zeitung: Türkiye’yi AB üyeliğine yaklaştırmamış olması bakımından Barack Obama’nın Ankara ziyaretinin pratik yararı olmadığı yorumunu yapıyor.
 

 

 





Helikopter kazasında arama skandalı

5 04 2009

Helikopter kazası aramalarında skandal gelişme. Devletin resmi kurumunun basın bülteni her şeyi açıklıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kazadan yaklaşık bir saat sonra ilgili birimlere enkazın nokta tespitini rapor etmiş. Buna rağmen enkaz farklı noktalarda arandı.  Helikopterin düştüğü alanın çok geniş olduğu ve nokta tespiti yapılamadığı söylendi. Oysa üzerinde basın bülteni yazan ancak basınla ve kamuoyuyla paylaşılmayan bir bilgi notu gerçeklerin hiç de öyle olmadığını gösterdi.





Güney’in silinmeyen Fethullah Gülen kayıtları

17 01 2009
Güney’in silinmeyen Fethullah Gülen kayıtları  
Tuncay Güney’in sorgusunun yer aldığı ilk CD’de Güney, Susurluk sürecinde Fethullah Gülen grubuyla Veli Küçük arasındaki ciddi bir temas olduğunu iddia ediyor.
Ergenekon davasının sanık avukatları Tuncay Güney’in Fethullah Gülen’le ilgili sözlerinin kayıtlardan silindiğini söylüyor ancak kayıtlarda Güney’in Gülen cemaatine ilişkin silinmeyen sözleri de var. Avukatlara dağıtılan 1. CD’de Güney, Susurluk sürecinde Veli Küçük tarafından dönemin Zaman Gazetesi genel yayın yönetmeni Hüseyin Gülerce’ye gönderildiğini söylüyor. 
Güney’in sözleri şöyle:
“Zaman Gazetesi’ne, Yenibosna’ya gittim. Dedim ki, “Veli paşam der ki, Zaman Gazetesi’nde hakkımda böyle şeyler çıkıyor bugüne kadar. Hüseyin Gülerce’ye selam söyle, o da yukarıya iletsin, ittifak müttefik hareketlerimiz olsun.”

 
Güney, ardından yaşanan gelişmeleri şöyle anlatıyor:
“Benim yanımdayken toplantıya gireceklermiş, gazetenin birinci sayfalarını yapan adamları çağırıp geldiler. Şimdi size söylüyorum, Susurluk yaygaralarıyla ilgili Aksiyon Dergisi’ne, Zaman’da bundan sonra yayımlarımızda Veli Küçük’e karşı bir şey istemiyoruz, yukarıdan böyle emir geldi. O günden bu yana Zaman’da ve Aksiyon’da Susurluk yazıldı ama Veli Küçük ismi es geçildi.”

Güney, Fethullah Gülen’in 12 Eylül’den önce Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği kurucularından olduğu dönemde Gladio ile bağlantılı çalıştığını iddia ettiği “Yeniden Milli Mücadeleci” grubuyla temas kurduğunu iddia ediyor. Ve Veli Küçük’ün de bu grupla birlikte hareket ettiğini vurguluyor.
-Veli Paşa, Fethullah Hoca’nın yanında mı?
-Şimdi o döneme kadar bilmiyordum. Aslında Mehmet Demircan da bilmiyormuş ama onun yanındaymış, bizim haberimiz yokmuş.
-Fethullah Hoca’yla birlikte ama sizin haberiniz yok?
-Nereden tanışırlar, bu ‘birlik komitesi’ dediğimiz milli mücadeleciler var geçmişte. Milli mücadelecilerden tanışırlarmış, zaten Fethullah Hoca’nın bütün elemanları bakın milli mücadeleci elemanlar.




AKP’li Bağış AB konusunda yeni başmüzakereci

8 01 2009
AKP’li Bağış AB konusunda yeni başmüzakereci  

AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Avrupa Birliği konusunda “Başmüzakereci” oldu.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın uzun süreden beri yürüttüğü “Başmüzakereci” görevine Egemen Bağış getirildi.
 
ANKA