Kılıçdaroğlu’ndan Öymen’e istifa çağrısı

16 11 2009

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in 10 Kasımda TBMM’de yaptığı konuşmadaki ”Dersim isyanıyla ilgili” sözlerini değerlendirirken, ”Yara kanamıştır. Bu süreçte yapılması gereken tepkileri dikkate almaktır. Tepkileri dikkate alması gereken sayın Onur Öymen’dir ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP’yi, hem CHP’deki parlamenterleri ve CHP’lileri rahatlatmış olacaktır” dedi.

Kılıçdaroğlu, hafta sonu annesinin cenaze törenine katılmak için geldiği Tunceli’de, CHP İl ve Merkez İlçe Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, 10 Kasımda TBMM Genel Kurulu’nda Öymen’in CHP Grubu adına söz alarak bir konuşma yaptığını hatırlattı.

”Sayın Öymen’in yaptığı konuşmada, Dersim isyanına vurgu yapması, PKK terör örgütü ile Dersim isyanı arasındaki bağlantıyı kurmak istemesi, çoğu çevrede gerçekten ciddi tepkiler yaratmıştır” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

”Şunun altını özenle çizmek isterim. Dersim coğrafyasında yaşanan olay, bir insanlık dramıdır. Bu bölgede yaşayan insanlar, o dönemin acılarını, o dönemin kaybolan hayatlarını, o dönemin ağıtlarını dinleyerek, bugünlere geldiler. O dönemde yapılan çok ciddi, insanlıkla bağdaşmayan olaylar oldu. Ama bu olaylarla, günümüzde terör örgütüyle mücadelenin bir unsuru, benzeriymiş gibi ifade etmenin doğru olmadığını ifade etmek istiyorum.”

CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, bölge insanının, bu coğrafyada yaşanan olayları, ”Biz kimseye kin tutmayız” felsefesinin gereği olarak, hiçbir zaman intikam duygusuyla geleceğe taşımayı düşünmediklerini belirterek, ”Acıyı bal eylemiş, bağırlarına taş basmışlardır. Elbette o dönemde yanlışlar, hatalar olmuştur. Ama bunu günümüze taşıyıp, o olayları kaşımak doğru değildir. Yara kanamıştır. Bu süreçte yapılması gereken tepkileri dikkate almaktır. Tepkileri dikkate alması gereken sayın Onur Öymen’dir ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP’yi, hem CHP’deki parlamenterleri ve CHP’lileri rahatlatmış olacaktır” diye konuştu.

Onur Öymen’in, Tuncelililer’i üzmek istemediğini söylediğini, ”Eğer üzdüysem özür dilerim” dediğini anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, ancak tepkilerin dinmediğini kaydederek, Öymen’in bu konuda gereğini yapması gerektiğini bildirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen’in konuşmasını ”Talihsiz bir açıklama” olarak niteleyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

”Hepimiz üzerimize düşen görevi yaparak, toplumun duyarlılık ve tepkilerinin, beklentilerinin gereğini yapmak durumundayız. Bunu yaptığımız zaman Türkiye’de demokratikleşmenin önünü açmış oluruz. Halkın tepkisine karşı, politikacının duyarlılığının önünü açmış oluruz. Bu çok önemli bir olgudur, önemli bir olaydır. Sayın Öymen’in söylediklerinden daha çok kamuoyunun algılama tarzı daha önemlidir. Eğer kamuoyu sayın Öymen’in söylediklerini farklı algılamışsa, sayın Öymen bunun gereğini yerine getirmelidir.”

AA





Yaşar Nuri Öztürk istifa etti

19 10 2009

Yaşar Nuri Öztürk, Halkın Yükselişi Partisi(HYP) Genel Başkanlığı’ndan istifa etti..

nuri

Öztürk, yaptığı yazılı açıklamada, “bilim çalışmalarının yoğunluğuyüzünden yeterince vakit ayıramadığı siyasal çalışmalarına ara vermek, mesaisiniilmi-fikri faaliyetlerine yoğunlaştırmak üzere kurucusu ve genel başkanı olduğu HYP’nin genel başkanlığından istifa ettiğini” bildirdi.

AKP’Yİ 15 GÜNDE BİTİRİRİM
Geçtiğimiz günlerde Hülya Avşar’ın programına katılan Yaşar Nuri Öztürk “Beni kullanarak AKP’ye yalakalık etme” diyerek programı terk etmişti. Hülya Avşar’a AKP’Yİ 15 GÜNDE BİTİRİRİM demişti.. Bu sözlerin ardından Yaşar Nuri’nin istifası şaşırttı.





Ermenistan sınırı açılıyor

1 09 2009

Protokolün ayrıntıları belli oldu

PROTOKOL

Türkiye ile Ermenistan, paraf ettikleri protokol ile diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaştı.

İsviçre’nin arabuluculuğunda sürdürülen görüşmeler sonucu iki ülke arasında dün paraf edilen ve 6 hafta sonra imzalanması öngörülen iki protokolden biri olan “Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol”, iki ülke arasındaki mevcut sınırın karşılıklı olarak tanınmasını da öngörüyor.

Protokol çerçevesinde, Türkiye ile Ermenistan, gerek ikili gerekse uluslararası ilişkilerinde, “eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı” ilkelerine saygılı olacak.

İki ülke protokolle ayrıca, aradaki mevcut sınırı uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanıyarak, ortak sınırın açılmasını kararlaştırıyor.

Protokole göre iki ülke, terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınmayı ve teröre karşı mücadelede işbirliğine gitmeyi taahhüt ediyor.

Protokolde neler var?

- Sınırların açılması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- İki ülke dışişleri bakanlığında çalışma grubu kurulması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 2 ay sonra)

- Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonların çalışacağı koşullar, temel statülerin bakanlar düzeyinde onaylanması (Protokolün yürürlüğe girmesinden 3 ay sonra)

- Hükümetlererası komisyonların ilk toplantısının düzenlenmesi (Çalışma koşulları saptandıktan hemen sonra)

- 7 alt komisyon kuruluyor: Siyasi İstişare Alt Komisyonu, Ulaştırma, İletişim ve Enerji Altyapı ve Şebekeleri Alt Komisyonu, Hukuki Konulara İlişkin Alt Komisyon, Bilim ve Eğitim Alt Komisyonu, Ticaret, Turizm ve Ekonomik İşbirliği Alt Komisyonu, Çevre Sorunlarına İlişkin Alt Komisyon, Tarihsel Boyuta İlişkin Alt Komisyon (Bu Komisyon ile karşılıklı güveni yaratmak için bir diyalog mekanizması kuruluyor. Tarihi belgeler incelenecek, bu incelemeye Ermeni, Türk, İsviçre ve diğer uluslardan katılım olabilir. Bununla şu deniliyor aslında; Ermenistan kapı kapı dolaşıp ’soykırım’ demeyecek) (Hükümetlerarası Komisyon’un ilk toplantısından en geç 1 ay sonra)

-TARİHİ PROTOKOLÜN METNİ-

Protokol şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti,

Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol’de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak,

Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak,

İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek,

İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak,

İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,

Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak,

İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek,

Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek,

Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek,

1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır.”

Metinde, “protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği” belirtiliyor.





“Gaflet ve ihaneti görüyoruz”

15 08 2009

Devlet Bahçeli Erzurum’da konuştu.

vatan

“Kimse Kürtçe konuşan kardeşlerimizi PKK ile örtüştürmemeldir. PKK bölücü bir terör örgütüdür. İçerden ve dışardan destekçileri vardır. Ama burada yaşayan vatandaşlarımız kardeşliği temsil eder. Yapılacak projede özü ve hassasiyeti kaybetmemeliyiz. Burası Doğu’nun özüdür burada insanlarımız yaşıyor. Kendi haline bırakırsanız kardeşçe yaşıyor ama malesef içerden ve dışardan sürekli olarak bölücü terörle mücadele edilecek yerde Türkiye’yi bir etnik bölünmeye götürece bir gaflet ve daha da ileri gittiğimizde bir ihanetçi Türkiye’de görmekteyiz. Cumhurbaşkanı’nın, “Devlet Başkanı yuhalanamaz” o Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıdır. Ne kadar hata yapsa da saygı duyulacaktır. Bölücü terör sorununu Kürt sorunu haline dönüştürüp Türkiye’yi etnik yapı üzerinden bölme hatası işlenmektedir. “Devetin zirvesinde bir uyum vardır. Bu sorun çözülecektir diyorsunuz.” Kimdir bu devletin zirvesi? Nerede bu uyum? Devletin zirvesi, bir cumhurbaşkanı iki Meclis Başkanı, üç başbakan, dört genelkurmay başkanı diye devam eder. Burada bir uyum varsa bunu anlatmak zorundasınız. Bir uyum varsa millete açıkça söylemek lazımdır. Siyasallaşmayı 25 yıldır beceremeyen PKK’yı siyasallaştırma gafletine düşemeyiz! PKK’ın 25 yılda başaramadığı siyasallaşmayı AKP de başaramayacak.

Sayın Başbakan haddinizi biliniz, söylediğinizi millete doğru dürüst anlatın. MHP’ye aklınca hasım yaratma gayretinden vazgeç diyorum. Erzurum’da Erzurum Kongresi yapılırken İstanbul’da Damat Ferit sadrazamdı. Erzurum’da MHP Kongresi yapılırken, Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan Başbakan’dır. Tayyip Erdoğan’ın İçişleri Bakanı milli birliği yaratmak için Başbakan’dan aldığı fikirleri uygulamaya çalışıyor.

Erzurum’dan sesleniyorum vatan bir bütündür parçalanamaz ve bölünemez! Kürtçe açılım yaparak benim Kürtçe konuşan kardeşlerimi kimse ikinci sınıf vatandaş konumuna sokamaz.

MHP’ye hakaret etmeye kalkmasınlar. Allah bu ülkenin sorumluluğunu nasip ederse yolsuzluklardan tutun da vatan hainliğine kadar hesap sorulması gereken kişilerden hesap sormazsam namerdim. Herkes sözüne dikkat etsin. Sapla samanı karıştırarak kimseyi aldatmasın. Demokratik süreç diye oynanan küresel bir oyun var. Demokratikleştiriyoruz derken birilerinin isteğine göre demokratik özerklik peşinde koşuyorlar. Türkiye’de bölgesel özerkliğe gitmeye gayret ediyorlar. Bölgesel özerklikten federasyonlaşmaya doğru Türkiye’yi sürüklemeye çalışıyorlar. Bundan sonraki adım da Bağımsız Kürdistan Devleti’ni kurmaktır! Büyük Kürdistan hayaliyle bin yıllık kardeşliğimizi bozmaya çalışıyorlar. Bunun adı ihanet değil de nedir. Bunun neresi demokratikleşmedir?

AKP’nin içinde bu ülkeden seçilip Meclis’e gelenler PKK’nın sivil kuruluşu olan DTP ile de paralel hareket ediyorlar. Şu an Türkiye’de AKP ile DTP arasında örtülü bir koalisyon başlamıştır.

Alfabemize Kürtçe harfler girince buna demokratik açılım diyebilir misiniz? Yükseköğrenim kurumlarında Kürtçe’ye açılım diyebilir misiniz? Bin  yıllık kardeşler olarak beraber yaşayacağımız yerde bölücülerin isteklerini yerine getirmeyi ve mahalle baskısı yaratarak karşı olanları da ikna etmek isteyen gafillere sesleniyorum: Türkiye’yi bölmek için MHP’yi kullanmaya, ikna etmeye sizin aklınız da kabiliyetiniz de yetmez.

DTP’liler kendinize gelin oyuna düşmeyin. Bu ülkede yaşıyorsunuz, siyasal haklarınızı kullanıyorsunuz. Meclis’te komşu olarak oturuyoruz. Bir kere incitme olayı gördünüz mü? 157 günden beri kabul etmediğin PKK’ya terör örgütü dedirttiremediğin insanlar kulağına mı fısıldadı? Meclis’e Başbakan olarak giriyorsun görüşemeye giderken AK Parti Başkanı olarak giriyorsun. Bu oyuna düşmemeliyiz. Çatışmadan, kavgadan yarar gelmez. Bu ülkenin derdi işsizlik, aş, bu ülkenin derdi gelirdir.

Yine sesleniyorum. Bu vatan parçalanamaz.”





İşte Baykal’ın CHP’deki ilk fotoğrafı

12 06 2009
Deniz Baykal’ın ileride Genel Başkanı olacağı partiye ilk ziyaretiyle ilgili bir fotoğraf 49 yıl sonra ortaya çıktı.
22 yaşındaki Baykal, İsmet İnönü ile birlikte Ankara Hukuk Fakültesi’nin genç doktora öğrencisi Deniz Baykal 22 yaşında. Kalbinin tam ortasında, 16 Eylül 1961′de Akçakoca’da yıldırım nikahı ile evleneceği Olcay (Vural), aklında ise Mümtaz Soysal’ın Anayasa Hukuku kürsüsüne asistan olmak var.
Siyaset onun için öncelikli bir konu değil! 27 Mayıs askeri müdahalesinin üzerinden henüz bir ay geçmiş; tarih 22 Haziran 1960. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’yü ziyarete giden bir grup Antalyalının davetine uyarak, genel merkezin yolunu tutmuş. Henüz hakkında “Adnan Menderes’in Kızılay Meydanı’nda yakasına yapıştığı” yönündeki iddialar ortaya atılmış değil! Takım elbisesiyle Genel Başkan İnönü’nün huzurunda. Bu kare, Baykal’ı İnönü ile birlikte gösteren ilk fotoğraf. Ancak aralarındaki belli belirsiz uzaklık, fotoğrafa da yansıyor.
Kimsenin bakmadığı bir yöne doğru bakıyor Baykal. Ve doğal ki yıllar sonra koltuğuna oturacak kişinin kendisini ziyaret edenler arasında olduğundan habersiz, ama bir önseziyle belki, İnönü de başka bir yöne. Aralarında tek ortak nokta; ikisi de objektife bakanlardan değil. CHP’nin üçüncü Genel Başkanı Bülent Ecevit’in, “Elinden tutup, İnönü’ye götüreceği ve CHP’ye üye yapacağı Deniz Baykal” olmaya henüz beş yıl var. Ve yıllar sonra, “Fotoğraf çekilirken nereye bakıyordunuz” sorusuna Baykal, şimdilerde “Ah, keşke hatırlayabilsem. Keşke” iç sızısıyla yanıt veriyor.




Gül’e Fransız modeli

25 04 2009
Gül’e Fransız modeli  

ANKARA (ANKA) – Cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl mı, 7 yıl mı olsun tartışmalarına AKP’den Fransız modeli ile çözüm bulundu. AKP’nin hukukçu kurmayları 8-10 maddelik anayasa değişikliği teklifini önümüzdeki hafta Meclis Başkanlığı’na sunmayı planlıyor. Cumhurbaşkanlığı’nın görev süresine ilişkin düzenleme ise Anayasa’ya geçici madde olarak eklenecek.Anayasa değişikliği için düğmeye basan AKP, 8 ya da 10 maddelik anayasa değişikliği için ilk çalışmayı tamamladı. AKP’nin hukukçu kurmaylardan oluşan bir ekip, değişiklik için genel çerçeveyi belirledi. AKP’nin hukukçu kurmayları Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ ile TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya’dan oluşan ekip, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinde başlayan tartışmalara son noktayı koydu. Bu çerçevede 8 ya da 10 maddelik anayasa değişikliği teklifi önümüzdeki günlerde Meclis Başkanlığı’na sunmayı planlıyor.

CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ 7 YIL OLACAK

AKP, uzun zamandır tartışmalara neden olan, “Cumhurbaşkanının görev süresi” ile ilgili soruna çözümü Fransız modelinde buldu. Fransız eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac görev süresi 5 yıldan 7 yıla çıkarılmasını model olarak benimsedi. Anayasa’ya geçici madde olarak eklenmesi planlanan Cumhurbaşkanının görev süresinin 7, milletvekili görev süresinin ise 5 yıl olması planlanıyor.

MİNİ ANAYASA’DA NELER OLACAK

AKP, hafta başında Meclis Başkanlığı’na sunmayı planladığı 8-10 maddelik mini anayasa paketinde siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak düzenlemede “Venedik Kriterleri” esas alındı. Bu çerçevede siyasi partilere, kapatmadan önce verilecek cezaların çeşitlendirilmesi de hazırlanan metine koyuldu. Metinde Türkiye milletvekilliğinin yanı sıra, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, ombudsmanlık gibi düzenlemeler de anayasa paketi içerisinde yer aldı.Çalışmalar, Pazartesi-Salı günü yeniden gözden geçirilerek, önce Başbakan Erdoğan’a ardından da Meclis Başkanlığına sunulacak.

ANKARA (ANKA) – Cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl mı, 7 yıl mı olsun tartışmalarına AKP’den Fransız modeli ile çözüm bulundu. AKP’nin hukukçu kurmayları 8-10 maddelik anayasa değişikliği teklifini önümüzdeki hafta Meclis Başkanlığı’na sunmayı planlıyor. Cumhurbaşkanlığı’nın görev süresine ilişkin düzenleme ise Anayasa’ya geçici madde olarak eklenecek.Anayasa değişikliği için düğmeye basan AKP, 8 ya da 10 maddelik anayasa değişikliği için ilk çalışmayı tamamladı. AKP’nin hukukçu kurmaylardan oluşan bir ekip, değişiklik için genel çerçeveyi belirledi. AKP’nin hukukçu kurmayları Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ ile TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya’dan oluşan ekip, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinde başlayan tartışmalara son noktayı koydu. Bu çerçevede 8 ya da 10 maddelik anayasa değişikliği teklifi önümüzdeki günlerde Meclis Başkanlığı’na sunmayı planlıyor.

CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ 7 YIL OLACAK

AKP, uzun zamandır tartışmalara neden olan, “Cumhurbaşkanının görev süresi” ile ilgili soruna çözümü Fransız modelinde buldu. Fransız eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac görev süresi 5 yıldan 7 yıla çıkarılmasını model olarak benimsedi. Anayasa’ya geçici madde olarak eklenmesi planlanan Cumhurbaşkanının görev süresinin 7, milletvekili görev süresinin ise 5 yıl olması planlanıyor.

MİNİ ANAYASA’DA NELER OLACAK

AKP, hafta başında Meclis Başkanlığı’na sunmayı planladığı 8-10 maddelik mini anayasa paketinde siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak düzenlemede “Venedik Kriterleri” esas alındı. Bu çerçevede siyasi partilere, kapatmadan önce verilecek cezaların çeşitlendirilmesi de hazırlanan metine koyuldu. Metinde Türkiye milletvekilliğinin yanı sıra, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, ombudsmanlık gibi düzenlemeler de anayasa paketi içerisinde yer aldı.Çalışmalar, Pazartesi-Salı günü yeniden gözden geçirilerek, önce Başbakan Erdoğan’a ardından da Meclis Başkanlığına sunulacak.





İşte el değiştiren belediyeler

30 03 2009
İşte el değiştiren belediyeler  
29 Mart yerel seçimlerinde AKP, elindeki 15 belediyeyi kaybetti. CHP 2, MHP 2, DSP 1, SP 1 belediyeyi elinden kaçırdı.
İŞTE EL DEĞİŞTİREN BELEDİYELERİN LİSTESİAKP’den MHP’ye geçenler: Osmaniye, Adana, Balıkesir, Isparta, Manisa

AKP’den DP’ye geçen: Yalova

AKP’den DTP’ye geçenler: Siirt, VanSP’den AKP’ye geçen: Mardin

DSP’den MHP’ye geçenler: Bartın

CHP’den AKP’ye geçenler: Trabzon, Ardahan

MHP’den AKP’ye geçenler: Iğdır, Niğde

AKP’den Bağımsız adaya geçen: Şanlıurfa

AKP’den CHP’e geçenler: Aydın, Sinop, Tekirdağ, Antalya, Giresun





‘Son Halife’

22 03 2009

‘Son Halife’

Başbakan Erdoğan, İstanbul’da metrobüsün Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattını hizmete soktuğu törende partililer tarafından “Son Osmanlı Padişahı 1. Recep Tayyip Erdoğan Kadıköy’e Hoşgeldin” döviziyle karşılanmıştı. Bu pankart oldukça tartışılmıştı. Erdoğan bugün de Elazığ’da partililer tarafından ‘Son Halife’ pankartıyla karşılandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Elazığ’a özel bir uçakla geldi. Erdoğan’ı, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, AKP Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, milletvekilleri ve partililer karşıladı. Erdoğan seçim otobüsü ile havaalanından kent merkezine gelmek için Karşıyaka Mahallesi’nden geçerken bir grup genç tarafından, ‘Hoş geldin son Halife. Karşıyaka Mahalle Teşkilatı’ yazılı parkatı açıldı.

MİTİNG ALANINA KAMYONLAR İLE PERDELEME
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşma yapacağı İstasyon Meydanı, tamamen dolmayınca partililer, meydanın boş kalan kısmına kamyon dizdi. Başbakan gelmeden yapılan bu perdeleme sırasında vatandaşlar da kamyonlara çıkarak miting alanındaki yerlerini aldılar. Özel harekat timleri de çevrede sıkı önlem aldı.
 
VATAN GAZETESİ





Karayalçın’dan iddalı iddia

17 03 2009
Karayalçın’dan iddalı iddia  
CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Karayalçın, hakkındaki iddialara sert çıkarken, ciddi bir iddia ortaya attı.
 
Karayalçın, canlı yayında öyle bir iddia ortaya attı ki, eğer iddialar doğruysa Gökçek’in işi bir hayli zor gibi. Karayalçın, Ankara’da son günlerde dağıtılan CD’lerin arkasında kimin olduğunu herkesin bildiğini söyleyerek onları Allah’a havale ediyorum dedi. Karayalçın, kendi sekteretinin de seçimlerden hemen sonra pencereden atıldığını da söyledi.
CHP’li Murat Karayalçın TRT 2′de “Seçenler ve Seçilenler” adlı programda akademisyen ve gazetecilerin sorularını cevapladı. Karayalçın, Ankara‘da birilerinin sürekli dedikodu ürettiğini söyleyerek onları Allah’a havale ediyorum dedi. Karayalçın, seçimlerden sonra belediyeden kimsenin atılmayacağını söylerken ilginç bir olayı da izleyicilerle paylaştı. İşte Karayalçın’ın programdaki o ilginç sözleri;
“SEKRETERİMİ CAMDAN ATTILAR”Bizim işe alacağımız 25 bin kişinin, şu anda belediyede çalışmakta olan işçilerle değiştirileceği konusu iddiası tümüyle yalandır, geçersizdir. Kimsenin kesinlikle böyle bir kaygısı olmasın. Belediye de zaten 1.200 personel var. Şimdi Sayın Gökçek bir açılmada bulunmuş. Karayalçın, 25 bin kişi alacak belediyedekilerle değişiklik yapacak gibi. Belediyede 1200 kişi var, belediye şirketleri içinde aynı şeyi söylüyorum. Tabii ölçü şudur: Kim zamanında alınmış olursa olsun, siyaseti inancı tercihi ne olursa olsun Ankara‘ya hizmet verdiği sürece böyle bir şey söz konusu değildir. Onların tümünün başımın üstünde yeri vardır. 
 
 

29 Mart akşamı, belediyeden sadece Melih Gökçek ve onun siyasi kadrosu çıkacaktır. Hiçbir işçimiz Sayın Gökçek döneminde kadroya alınmış olsa da onun görevlendirdikleri de dahil işten çıkarılması, sürülmesi camdan atılması söz konusu olmayacaktır. Bu camdan atılma lafını söz olsun diye söylemedim. Benim, sekreterim camdan atıldı. Siz onları görmüşsünüz. Adını soyadını söylemeyeceğim, camdan atıldı bu kızcağız. Hiç kimse camdan atılmayacaktır, hiç kimse işten atılmayacaktır.
 

“KİMSENİN KAYGISI OLMASIN”




Kılıçdaroğlu’na proje tepkisi

2 03 2009
Kılıçdaroğlu’na proje tepkisi  
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu pazar gününü adalar turuna ayırdı. İlk durağı Kınalıada olan Kılıçtaroğlu burada coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. Daha önce CHP saflarına katılan rum kökenli gazeteci-yazar Raffi Aermonn ile konuşan Kılıçdaroğlu, Aedrmonn’un “ya sev ,ya terket mantığını kabul etmeyiz, burası bizim vatanımız” cümlelerine ” ya sav ya terket diye bir kavram yoktur” şeklinde cevap verdi. Burada bir vatandaşla da konuşan Kılıçdaroğlu, adalarda anten ve denizdeki gırgırların yarattığı kirliliği çözeceklerin söyledi.
KILIÇDAROĞLU’NA PROJE TEPKİSİ
Kınalıada’da ki turuna bir kahvede devam eden Kılıçdaroğlu, bir vatandaşın tepkisiyle karşılaştı. Bir Kınalıada sakininin “Biz projelerinizi görmek istiyoruz” sözleri cevap veren Kılıçdaroğlu, ” Burası İstanbul’dan çok kopuk. Burayı turizm cenneti haline getirmemiz lazım. İstanbul bütçesinden haberiniz varmı, girin İBB’nin internet sitesine. Siz ödüyorsunuz bu vergileri, 10 milyar dolar. Demokrasilerde vatandaş önce bu soruruyu sorar. Nereye gider bu para” dedi. Tek başlarına hesap soramadıklarını ifade eden vatandaş daha sonra “siz projelerinizi anlatacaksınız biz de size oy vereceğiz” şeklinde konuştu. Projelerinden bahseden Kılıçdaroğlu, her evde bir sigortalı olacağını, kadınların banka hesabına para yatıracaklarını söyledi. Aynı vatandaş daha sonra Kılıçtaroğlu’na bir uyrıda da bulunarak, CHP İstanbul il Başakanı Gürsel Tekin’i eleştirerek, ” Gürsel bey müdahele edince, siz eksi pozisyona düşüyorsunuz. Yoksa bizim istediğimiz dosyalar değil” dedi
KILIÇDAROĞLU 5 YILDA 80 KM METRO VAAT ETTİ
Kınalıada’nın ardından Burgazada’ya geçen Kılıçdaroğlu, burada seçim bürosunu açılışını yaptı. Burgazada Cemevi’ni ziyaret eden ve kendisine gümüş tabak hediye edilen Kılıçdaroğlu, AKP seçim bürosuna da girdi. Bu davranışı dışarıdaki seçmen tarafından alkışlanan Kılıçdaroğlu, daha sonra Heybeli ve Büyükada’yı ziyaret etti. Büyükada’da yaklaşık 2 bin kişi tarafından karşılandı. Burada da seçim bürosu açan Kılıçdaroğlu AKP ve Kadir Topbaş’a yüklendiği konuşmasında şunları söyledi: “Söz veriyoruz 5 yılda 80 km metro yapacağız. Metro aynı zamanda zaman tasarrufudur . İBB’nin 10 milyarlık bütçesi var. 10 milyar dolarla adalara hangi hizmet yapıldı. Hastanemi yapıldı. Yüreğinde insan sevgisi olmayanı adalara belediye başkanı olarak seçmeyeceksiniz “

ADALARDAN BAĞCILAR’A
Adalarda gereksiz kaldırım yapıldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Otomobil yok, trafik yok. Niye kaldırım söküp, kaldırım yapıyorlar ? Merak etmiyor musunuz” diye sordu. Büyükada ziyaretinin ardından adalar turuna son veren Kılıçdaroğlu, deniz taksiye binerek Yenikapı’ya gitti. Seçim çalışmalarına devam etmek için Bağcılara geçti.

Vatan