Travesti Öykü’den İmralı açılımı

29 11 2009

Travesti Öykü, Abdullah Öcalan’ın yanına gitmek için Adalet Bakanlığı’na müracaat ettiğini söyledi.

Bursa’da fuhuş çetesi kurduğu iddiasıyla hakkında 3 bin yıla kadar hapsi istendiği davadan, 27 ay sonra tahliye edilen Gökkuşağı Derneği Başkanı travesti Öykü Özen, cezaevi anılarını anlattı.

İmralı’da hükümlü teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın yanına gitmek için Adalet Bakanlığı’na müracaat ettiğini söyleyen travesti Öykü Özen Bakırköy Cezaevi’nde Ergenekon sanıklarıyla birlikte kaldığını ifade ederek, “Normalde olsa cezaevine girdiğim için utanırdım. Ama tüm paşalar, profesörler cezaevine girdi. Bu dönemde cezaevine girmek prestij meselesi” dedi.

Bursa’da fuhuş çetesi kurduğu iddiasıyla 3 bin yıla kadar hapsinin istendiği davadan tahliye edilen Gökkuşağı Derneği Başkanı Öykü Özen(38) cezaevi anılarını İHA’ya anlattı.

Tutuklandıktan sonra kadın mı, erkek mi koğuşunda kalacağı tartışmaları Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nde son bulan Özen, cezaevinde, Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenoğlu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden Prof. Dr. Ayşe Yüksel ve ünlü sanatçı Deniz Seki ile birlikte kaldığını hatırlatarak, “Bu insanlarla tanıştım. Zaten dışarıda olsam sanırım bu kez de beni Ergenekon’dan alırlardı” diye konuştu.

TERÖRİST BAŞI ÖCALAN’IN KALDIĞI İMRALI’YA GİTMEK İÇİN BAKANLIĞA BAŞVURDUM Türkiye’nin en büyük suçlusu olan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yanına gitmek için Adalet Bakanlığı’na müracaatta bulunduğunu anlatan Öykü Özen, “Fakat Bakanlık’tan sanırım ben kadın olduğum için bir cevap gelmedi. Benim oraya gitmem doğru değildi ama hakkımda 3 bin yıla kadar hapis, 89 milyon TL para cezası istenince yerimin orası olacağını düşündüm” ifadelerini kullandı.

CEZAEVİNDE OLMAK PRESTİJ MESELESİ
Cezaevinde olmanın prestij meselesi haline geldiğini kaydeden Öykü Özen, “Bugün, doktorundan rektörüne, sanatçısından paşasına kadar herkes cezaevinde. Artık cezaevine girmek o kadar doğal ki, sanki lisans üstü yapmak gibi bir şey. Cezaevine girmeyeni adeta erkekten saymıyorlar. Gerçi eskiden olsa cezaevine girmek ayıplanırdı. Şimdi ise bunu kafama takmıyorum. Çünkü ben yanlış bir şey yapmadım. Hem artık dışarıda olmak daha da zor. Cezaevinde daha çok boş zamanım oldu. Üniversiteyi kazandım. 10 ayrı kursa katılıp sertifikalarımı aldım. Kollarım meslek bilezikleriyle doldu. Düğünümde bile bu kadar fazla bilezik takılmamıştı. Ben içerideyken de özgür olduğum zamanlardaki gibiydim. Haksızlıkların her zaman karşısında durdum. Kaldığım koğuşun ağalığını yapıyordum. Bu davadan beraat edeceğime de inanıyorum” şeklinde konuştu.

KADINLAR ERKEKLERDEN DAHA ÇAPKIN ÇIKTI
Cezaevinde kadınlarla 24 saat boyunca aynı koğuşu paylaştığını ifade eden Özen, kadınlar hakkında şaşırtıcı tespitlerde bulunduğunu dile getirdi. Bunun çok farklı bir duygu olduğunu belirten Özen, şöyle devam etti:
“Erkeklikten kadınlığa geçiş yapan biri olarak kadınları kafamdan daha farklı bir yerde görüyordum. Ama kadınların erkeklerden daha çapkın olduklarını gördüm. Bu kadarını tahmin etmemiştim. Hepsiyle can ciğer arkadaş olduk. Hepsi tahliye olduktan sonra derneğimize üye olacaklar. Yani içeride de verimli olarak çalışmaya mücadelemi sürdürmeye devam ettim.”

ANNE OLMAK İSTİYORUM
Tutuklanıp cezaevine giderken tarih yazdığını söylediğini hatırlatan Öykü Özen şunları söyledi:

“Tarih yazmaya da devam ediyorum. Meyve veren ağaç elbette taşlanır. Yaptığım şey basit bir şey değil. Ben Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre resmen kadınım. Cinsiyet değiştirmem Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla oldu. Ege Üniversitesi’nde geçirdiğim ameliyatla kadın oldum. Pembe kimliğimi aldım. Osmangazi Belediyesi tarafından da eşimle nikah kıyarak evlendim. Eşimle beraber ve çok mutluyum. Bir de çocuk istiyorum. Kiralık anne ya da evlat edinmek istiyorum. Zaten doğurmak değil yetiştirmek
önemlidir.”

ÖYKÜ’NÜN ÖYKÜSÜ KİTAP OLUYOR
İş-Kur’a müracaat edeceğini söyleyen Özen, “Bir işkadını olmak istiyorum. Çalışmayı düşünüyorum. Benim ideallerim var. Benim kimliğimde gerçekten zor durumda olan insanlara bir şeyler yapmam gerek. Bu sıkıntıyı yaşayan, açılamayıp içine kapanık olan gençlere, kötü yola düşen insanlara faydalı şeyler yapmak istiyorum. Bizim gibi insanlar İş-Kur’a müracaat ediyor, ama iş bulamıyor. İnsanlar fuhuş yapmaya mecbur kalıyor. Onları toplum, devlet dışlıyor. Bu insanlar ne yapsın ki? Bu insanlara iş imkanı sağlanmalı. Ben bu yolda yürüyen biri olarak bu insanların kazanılması gerektiğini düşünüyorum. Bu insanlar desteklenmeli, fuhuştan uzaklaştırılmalıdır. Ben de bu sıkıntıları yaşadım. Onların sıkıntılarını biliyor, yaşıyorum. Hayatımı bir kitap haline getirmeye başladım. Dönüşümüm ve bu kimliğimle alakalı her şeyi kaleme alıyorum. ‘Öykü’nün Dönüşümü’ kitap oluyor. Cezaevindeyken kazandığım üniversitemi bitirip hayatın içinde var olmayı düşünüyorum” dedi. e Cezaevinde olmanın prestij mesel Cezaevinde çektirdiği fotoğraflarını gösteren Özen, Hüseyin Üzmez’in cinsel istismarına maruz kaldığı iddia edilen 14 yaşındaki B.Ç.’nin aynı davada sanık olarak yargılanıp beraat eden annesi L.Ç. ile tanışıp birlikte fotoğraf çektirdiklerini de sözlerine ekledi.





ABD’den Cumhurbaşkanı Gül’e LGBT Derneği İçin Mektup Var

27 11 2009

ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne açılan kapatma davasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup yazdı.

IGLHRC Yönetim Kurulu Başkanı Cary Johnson imzasıyla kaleme alınan mektupta, daha önce aynı gerekçeyle Kaos GL ve Pembe Hayat derneklerinin kapatılma taleplerinin reddedilmesi ve Yargıtay’ın, yine aynı gerekçeyle kapatılmak istenen Lambdaistanbul kararı hatırlatılıyor. 

Yargıtay, Lambdaistanbul kararında, yerel mahkemenin kararını bozma gerekçesi olarak “LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını” belirtmişti.
 
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği de “genel ahlak” ve “Türk aile yapısı” gerekçe gösterilerek kapatılmak isteniyor.
 
IGLHRC’nin Cumhurbaşkanı Gül’e gönderdiği, 20 Kasım tarihli mektubun tam metni şöyle:
 
“Ekselânsları, 
Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC) adına; Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunuzdan, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kapatılması talebi ve Türkiye’deki LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel)  bireylerin örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik girişimler hakkında bilgi almak için size yazıyorum.
Belki haberiniz vardır; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Ekim 2009 tarihinde Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne kuruluş tüzüğünün 2.maddesinin genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı. Dernek, Türkiye’de aynı gerekçelerle kapatılması talep edilen dördüncü LGBTT derneğidir; Ankara’da, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT derneklerinin itirazları haklı bulunup davaları düşürülürken, bir diğer LGBTT derneği olan Lambdaistanbul’un kapatılması yönündeki yerel mahkemenin kararı ise Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, bu hükmünün gerekçesi olarak “LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını” belirtmiştir.
 
Bu karar, söz konusu ikinci maddenin ve LGBTT örgütlerinin amaçlarının, bu grupların örgütlenme özgürlüğüne gerekçe olarak gösterilen “genel ahlak”a aykırı olmadığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle Türk Hükümeti’nden ricamız SiyahPembeÜçgenİzmir Derneği’ne yönelik tüm suçlamaları düşürmesi ve sivil toplumun değerli bir üyesi olan derneğin yasal kayıt altına alınma sürecinin hızlandırılmasıdır.
 
Türkiye Anayasası’na göre “herkes kanun önünde hiçbir fark gözetilmeksizin eşittir” (Madde 10), ve “herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir” (Madde 33). Ayrıca, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR) uyarınca, Türkiye örgütlenme özgürlüğünü (Madde 22) ve kanun önünde eşitliği (Madde 26) koruma altında tutmakla yükümlüdür.
 
Toonen-Australya davasında; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, ICCPR’nin 2. ve 26.maddesi ile korunan statüler arasında cinsel yönelimin de yer aldığını onaylamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; devletler için cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının önlenmesi çağrısında bulundu. 
 
Türkiye’deki LGBTT bireylerin yüzyüze kaldığı, tekrar eden bu yasal sorunları da gözeterek; biz de Anayasa’nın eşitlik maddesine “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesini isteyen Türkiye’deki LGBTT örgütlerinin bu isteklerini bir defa daha yineliyoruz. Böyle bir değişiklik, LGBTT örgütleri için mevcut hukuki uygulamaların iyileştirilmesini ve tüm LGBTT bireylerin yasalar önünde eşit korunma hakkına erişebilmelerini sağlayacaktır. Portekiz, İsveç, İsviçre, Güney Afrika, Ekvator ve Fiji de dâhil olmak üzere bir dizi ülke bu tür koruyucu yasaları kabul ettiler. Söz konusu bu yasal değişiklikler, özellikle Türkiye’de olduğu gibi net tanımlanmayan ve geniş ele alınarak her türlü yoruma açık bırakılan, LGBTT bireylerin yasalarca garanti altına alınmış haklarını kullanmaları önünde de engel teşkil eden “genel ahlak” vb ibarelere karşı oldukça etkili olacaktır. 
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği gibi örgütler, ülkelerindeki sivil toplum alanında değerli bir sosyal ve politik rol oynamaktadırlar ve yasal zorluklar bu önemli rollerini yerine getirmelerini engellemektedir. Bu nedenle, saygılarımızı sunarak sizden Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kapatılması talebini araştırmanızı ve LGBTT bireylerin, Türkiye Anayasası tarafından sağlanan tüm vatandaşlık haklarından eşit bir şekilde yararlanmasının yolunu açmanızı istiyoruz.”
 
Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdiği mektubu, bilgilendirmek üzere ayrıca şu isimlere de iletti:
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Ekselânsları Recep Tayyip Erdoğan
İnsan Hakları Komisyonu Değerli Üyeleri
Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Değerli Üyeleri
Türkiye Büyük Millet Meclisi Değerli İzmir Milletvekilleri
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Dernekler Daire Başkanlığı
İzmir Valisi, Ekselânsları Mustafa Cahit Kıraç
İzmir İl Dernekler Müdürlüğü
Avrupa Birliği Başkanlığı, İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt
Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi, Ekselânsları Olli Rehn
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Ekselânsları Thomas Hammarberg
Türkiye Cumhuriyeti ABD Büyükelçisi, Ekselânsları James F. Jeffrey (AE)
Kaos GL




Türkiye’de 7 milyon kişi eşcinsel

29 09 2009

Türkiye’de 7 milyon kişinin eşcinsel olduğu iddia ediliyor

escins

Akşam gazetesinnden Nagehan Alçı, ILGA’nın (Uluslararası Gey ve Lezbiyen Federasyonu) genel sekreteri Kürşad Kahramanoğlu ile konuştu.. Alçı röpottajının başında şunları yazmış:

“Ondan çok şey öğrendik. ‘Gay’ değil, ‘gey’ olarak yazıldığını örneğin. Ya da  ‘İbne’ kelimesi üzerine dünyada yaşanan tartışmaları, ‘eşcinsellerin kendilerini ne kadar erkek gördüklerini’. Ve daha fazlasını..”

İŞTE O RÖPORTAJ

İki polis memurunun eşcinsel görüntüleri ortaya çıktığı için mücadele etmek yerine apar topar istifa etmeleri ne anlama geliyor?

Kendiliklerinden istifa ettiklerine inanmıyorum. Bence onlar istifa etmeye ikna edildiler. Ama benim o haberle ilgili dikkatimi çeken başka bir şey var. Olaya tepki gösteren, Emniyet Genel Müdürlüğü adına konuşan bir adam vardı, o ‘Böyle bir şey olamaz’ diyemiyor, ‘AB’ye gireceksek bu normal olabilir’ diye geveliyor. Eşcinselliğin insan hakkı olarak kabul edildiği ülkelerde böyle bir açıklama yapanı bir saat bile görevde tutmazlar. 

Kağıt üzerinde memurların eşcinsel olmasının bir engel teşkil ettiğine dair bir ibare var mı?

Hayır, hiçbir engel yok. ‘Yüz kızartıcı suçlar’ listesinde insanların cinsel hayatları ile ilgili bir şey yok. Bence burada sorun politik iktidar. Politikası icabı ülkede yarattığı bir atmosfer var. AKP tutucu bir parti. O nedenle bunu değiştirmesine imkan yok. 

Sadece AKP değil ki! CHP iktidarda olsa durum farklı mı olurdu?

Herhalde olmazdı ama şimdi CHP’den biraz farklı sesler gelmeye başladı. En son bir toplantıda CHP’li bir vekil eşcinsellik konusunda çok hassas olduklarını söyledi. ‘Peki ya Deniz Baykal?’ diye sorduk. ‘Tutumunu duysanız çok şaşırırsınız’ dedi.

Baykal eşcinsel hakları konusunda ne diyormuş?

Bilmiyorum ama CHP’de değişim olsa da Türkiye’de genelde politika tutucu. DTP dışında programında eşcinsellerle ilgili ibare geçen parti yok. 

Anayasanın 10. maddesinde eşcinsellere yönelik bir değişiklik yapılması isteniyordu.

Evet, ama tartışmalara bakarsak pek umut yok. 10. madde anayasal güvence altına alınan hakları içeriyor. Bu maddeye bir şey eklemek istiyor eşcinseller: Cinsel kimlik yüzünden insanların ayrımcılıkla karşılaşmaması.

Bu eklenirse ne değişecek?

Eşcinsel hareket yoluna daha güvenli devam edecek. ‘Benim anayasal güvencem var, şimdi diğer değişikliklere gelelim’ denecek. 

Türkiye’de eşcinselliğe karşı ilginç bir yaklaşım var. Zeki Müren örneğin. Üzerinden buram buram aktığı halde açık açık ‘eşcinselim’ demediği için ‘hoşgörülürdü’.

O dönem için bu yeterli olabilirdi ama artık değil. Bir de bizim sistemimiz söylenmediği takdirde eşcinselliğe çok müsait bir ortam yaratıyor zaten. 

Nasıl?

Kadınlar ve erkekler özellikle cinsiyetlerini keşfettikleri yıllarda hemcinsleriyle sosyalleştiriliyor. Erkek çocukları bir yatakta, kız çocukları bir yatakta yatırılıyor. Bu da şayet varsa eşcinselliğin saklanmasını kolaylaştırıyor. İki yüzlülük ailede başlıyor. 

Lezbiyen oranı daha az mı?

Evet, istatistikler de öyle söylüyor ama bunun çeşitli etkenleri olabilir. Kızları hemen everiyorlar bir kere! Zaten evlenince geçer biliyorsunuz!

Türkiye’de yaklaşık kaç eşcinsel olduğunu bilebilir miyiz?

Evet, aşağı yukarı yüzde 10 gibidir. Yedi milyon kadar. Mesela Brezilya’da anket yapılmıştı, toplumun yüzde 4,5’u erkek eşcinsel, yüzde 3,2’si kadın eşcinsel çıkmıştı. 

Türkiye’de geylerin çoğunun biseksüel olduğu söylenir. Öyle mi?

Hayır, biseksüeller aslında çok ufak bir azınlıktır. Eşcinseller baskı altında orta yol gibi gördükleri için ‘biseksüelim’ diyebiliyor. Daha ciddi bir sorun da Türkiye’de eşcinsellerin baskı sonucu ikna olması. Yani heteroseksüel olmaya zorlanması. Böylece ortaya kendinden nefret eden insanlar çıkıyor. Bunlardan çok var. Çevrenize bir baksanız…Ünlü isimler…

Kim mesela?

İsim vermem. Cinselliğini kendi arzusu ile başkalarıyla paylaşmak istemeyenleri açık etmek doğru değil ama bu şahıs toplumda sorumluluğu olan veya bir rol modeli ise o ayrı konu. Ortaya çıkmalılar. Oysa mesela kaç tane gey popstar biliyorsunuz Türkiye’de?

Gazeteciler örneğin… Toplumu sürükleyebilecek isimler var, biliyoruz. Neden büyük medyada ‘ben’ üzerinden yazmıyorlar?

Yazamazlar. Bunu yaratacak ortam yok. Mesela Hürriyet bu işi o kadar kötü yapıyor ki! Bir kere daha ‘gey’ yazmayı öğrenememiş, ‘gay’ diyor. Buradaki eşcinsel hareket 15 yıldır bununla uğraşıyor!

Eyvah! Ben de geçen haftaki yazımda yanlış yazmışım, kendimden utandım!

Bu politik doğruculuk değil. Mücadele olacaksa mücadelenin özneleri ile beraber olmalı! Eşcinseller olmadan eşcinsel mücadelesi olur mu? Mesela Taraf Gazetesi. Göstermelik Ermeni yazar alıyor, göstermelik başörtülü yazar alıyor. Neden bir tane gey yazarı yok? Ahmet Altan o kadar güzel aşk romanları yazıyor, neden eşcinsel aşkı anlatmıyor?

Bilmediği içindir belki?

Olmaz öyle şey! Cinayet romanı yazanlar cinayeti yaşayıp mı yazıyorlar? Her konuda yazması gerekmez mi? O, Yasemin Çongar, Murat Belge.. Dünyayı bilen insanlar. Ama eşcinsellik üzerine hiçbir şey yazmıyorlar. 

E böyle homofobik bir ortamdan çıkan bir yazarın ‘eşcinsel sevişme okumaya hazır değilim’ demesi tasvip edilecek bir şey olmasa da normal değil mi? Neden herkes Feyza Hepçilingirler’e saldırıyor?

Doğru haklısınız ama bu saydığım isimler neyin doğru olduğunu bildikleri halde yapmıyorlar. Zannediyor musunuz ki bir tek ordu ve AKP homofobik? Onlar sadece daha dürüst!

Muhafazakarlık ve eşcinsellik arasında nasıl bir ilişki var?

Muhafazakarlık eşcinsellerin kendilerini ifadelerini zorlaştırıyor. Dindarlık belli kalıplara hapsediliyor. Bir dindar da çıkıp ‘İslamiyet’te bu konuya yaklaşım o kadar da katı değil’ demiyor. 

Değil mi hakikaten? Başörtülü bir lezbiyen olabilir mi mesela?

Olabilir hatta var. Bursa’daki LGBT grubunun bir üyesi vardı böyle. Cinselliğin başınızı örtmenizle ilgisi yok. 

Öyle ama Müslüman kimlik dominant olursa cinsel imliği bastıramaz mı?

Çevre dolayısıyla bastırabilir. Mesela AKP’li çevrelerin içinde olan insanlar var, ‘kedimizi ifade etmek için tüm hayatımızdan vazgeçmemiz gerekir’ diyorlar. 

Askerlik meselesine gelelim… Eşcinselliğini kanıtlayıp, askerlikten muaf olmak geyleri rencide ediyor mu?

Bazıları ‘ben eşcinselliğimi gizlemeden askerlik yapmak istiyorum’ diyor. Bazıları ise ‘zaten ayrımcılığa tabii tutuluyoruz, bari askerlikten yırtalım’. 

Ama yırtma şekli kırıcı değil mi?

Tabii, belge istiyorlar. Yani seksi fotoğrafı ya da video. Bir de test yapıyorlar ve ‘seksüel psikolojik bozukluk’ tanısı koyuyorlar. Oysa böyle bir hastalık yok!

Bir de muayene var değil mi?

Evet ama bunu fiziksel muayene ile anlamanın yolu yok. Bekaret gibi değil ki! Hepsi eşcinselleri üzmek için yapılan şeyler!

Öyle mi? Bekaret testi gibi anlaşılmaz mı?
Yok canım. Anlaşılacağını söyleyen doktorlar var ama ona bakarsanız eşcinselliğin tedavi edileceğini de söyleyen var. Test deseniz, bir alem! Mesela sorulardan biri şu: sokağa tükürür müsünüz? Tabii eşcinsel çok efendi olur tükürmez, tükürürsen hakiki erkeksin!

Belge meselesine gelelim..

O da ayrı mevzu. Bizim ordu dünyanın en büyük pornografik albümüne sahip. Çünkü o belgeleri kayıt diye tutuyorlar. Üstelik bir de eşcinsel kabul edilmek için pasif durumda olmak lazım. Öteki kabul edilmiyor!

BİZ ‘DAHA AZ ERKEK’ DEĞİLİZ

Geyler kendilerini ‘daha az erkek’ olarak görürler mi?
Hayır, bilakis! Bu da çarpıklıklardan biri! Kendini daha az erkek görenlere
biz transseksüel diyoruz. 

Kastettiğim şu: ‘Erkek ol!’ derken ‘İbne olma!’ demek istenir. Eşcinseller kendilerini böyle görmüyorlar, öyle mi?

Hayır ama bazılarında bu nedenle kendinden nefret sendromu oluşuyor. Mesela Huysuz Virjin denen insan. Bir kere gey, ikincisi transseksüel rolü ile star oldu, buna rağmen çıkıp ‘ibneleri sevmem, hiç güven olmaz onlara’ diyor. 

‘İbne’ lafı sizi rahatsız ediyor mu?

Evet, çünkü küfür gibi kullanılıyor, oysa ibne Arapça küçük kız demek. 

Eşcinseller kendi aralarında ibne demiyorlar mı?

Türkiye’de anlam olumsuz ama mesela İngiltere’de bir akım ibnenin
karşılığı olan ‘queer’e iade-i itibar yapmak için mücadele verdi.

İKİ ERKEK OLUNCA SEKS DAHA KOLAY

Bir yandan gey kulüpler açılıyor, İstanbul’un iyi bir gey metropolü olduğu söyleniyor, diğer taraftan bunlar…

Geyliği sadece sekse indirgerseniz doğru, burası bir cennet. Ama o kadar değil ki.

Gey denince akla ‘kötü yola düşmüş’, alkolik, herkesle yatıp kalkan insanlar geliyor. Neden?

Herkesin beş, on gey tanıdığı var ve böyleler mi? Hayır, demek ki bu bir imaj. Bir önyargı ve ötekileştirme metodu.

Evet, medya da bu karikatürün oluşmasına katkıda bulunuyor ancak öte yandan benim tanıdığım eşcinsellerin partner değiştirme hızı heteroseksüellerden fazla. Bunun sebebi ne?

Bir senelik eşcinsel ilişki yedi senelik heteroseksüel ilişkiye eşit. Çünkü o ilişkiyi yaşamak çok zor, çok kısıtlısınız var. Bir düğüne, bayramda el öpmeye heteroseksüeller göğüslerini gere gere partnerlerini götürüyorlar ama biz götüremiyoruz.

Eşcinsellerin daha kolay seks yaptığı doğru mu?

Bu sadece erkek eşcinseller için geçerli. Bu, kadın – erkek arasındaki farktan kaynaklanıyor. İki erkek olunca çok daha kolay. Erkekler her istedikleri zaman kadınlarla ilişkiye girebilseler farklı olmayacak.





Cem Garipoğlu’nun ilk ifadeleri

17 09 2009

“Bavula sığmadığı için cesedi testereyle parçalayıp gitar kutusuna koydum”

 kiskanc

Münevver Karabulut cinayeti zanlısı Cem Garipoğlu’nun İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki polislerle sohbeti sırasında, “Ceset bavula sığmadığı için başını kestim” dediği öğrenildi. Garipoğlu’nun, hiç yurt dışına çıkmadığını söylediği, babasının hapiste olmasına üzüldüğü için de teslim olmayı istediği belirtildi.
Edinilen bilgiye göre, Cem Garipoğlu’nun Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanmadığı bildirildi. Garipoğlu’nun polislerle sohbeti sırasında, tanımadığı bir kişi tarafından bilmediği bir eve götürüldüğü, evin de bahçeli olduğunu söylediği öğrenildi. Cinayet günü Münevver’i okuldan aldığını kaydeden Garipoğlu’nun, annesini arayarak bir arkadaşıyla eve geleceğini ifade ettiği, cinayetten pişmanlık duyduğunu belirterek, “Keşke o ölmesiydi ben ölseydim.” dediği bildirildi. Polislerin cesedin kafasını niçin kestiği yönündeki sorusuna da, “Bavula sığmadığı” için yanıtını verdiği öğrenildi.

Cem Garipoğlu’nun ‘kıskançlık krizine girdiği’ için cinayeti işlediğini söylediği de iddia edildi. Cem’in, polislerle sohbetinde “Herşey Münevver’e gelen bir telefonla başladı. Kıskançlık krizine girdim. Tartışmaya başladık. Kavga fiziki temasa dönüştü. Cinnet geçirdim. Olay bu şekilde son buldu” ifadelerini kullandığı bildirildi.

Cem Garipoğlu’nun ayrıca, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildiği sırada psikolojisinin iyi olmadığı, eli ve ayağının titrediği ifade edildi.

Garipoğlu’nun ifadesinden dışarıya şu başlıklar sızdı:

“Yurtdışına çıkmadım, İstanbul’daydım. Tanımadığım bir kişi bilmediğim bir eve götürdü, o evde kaldım

“Bavula sığmadığı için cesedi testereyle parçalayıp gitar kutusuna koydum”

“Etiler’deki cesedi bıraktığım yeri rasgele seçtim”

“Çok üzgünüm anlık bir olaydı. Keşke o ölmeseydi ben ölseydim”

“Olayda satanizm yok”

“Bahçeşehir’deki evde 700 bin dolar yoktu.

http://www.mehmeterdogan.com/2009/09/cem-garipoglunun-ilk-ifadeleri/





Ankara’da yağış ve sel uyarısı!

10 09 2009

Sağanak yağış İç Anadolu’da da etkili olacak
saganakankara

Ankara, Çankırı, Karabük ve Bartın’ın bazı ilçelerinde gök gürültülü sağanak bekleniyor.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan meteorolojik uyarıda, Ankara’nın Kızılcahamam, Çankırı’nın Çerkeş, Atkaracalar, Eskipazar, Ovacık ve Bayramören ilçeleriyle Karabük ve Bartın il merkezi ve bağlı ilçelerinde saat 21.00′e kadar sürecek gök gürültülü sağanak beklendiği bildirildi.

Uyarıda, vatandaşların ani sel ve su baskınlarına karşı dikkatli olmaları istendi.





BOZÜYÜK’TE TREN KAZASI

27 08 2009

Haydarpaşa – Eskişehir seferini yapan Cumhuriyet Ekspresi bu akşam iş makinesine çarptı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım kazada 5 kişinin öldüğünü, 21 kişinin de yaralandığını söyledi.

Olayın duyulmasının hemen ardından bölgeye kurtarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Demir kesme makaslarıyla trene müdehale edilip vagonlarda sıkışan yolcular çıkarıldı.

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, 5 kişinin öldüğü, 21 kişinin yaralandığı Bilecik’in Bozüyük ilçesi yakınlarındaki tren kazasının bulunduğu yere gelerek incelemelerde bulundu.

Trenlerin hemen durması mümkün olmayan araçlar olduğunu, demiryolu yakınlarında iş yapan müteahhitlerin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Süleyman Karaman şöyle konuştu: “Üzüldüğümüz bir kaza yaşadık. Hemzemin geçit olmayan, hiç kimsenin geçmemesi gereken bir yerde, paletli iş makinesinin demiryollarıdan geçmeye çalışması, illegal geçmeye çalışması sonucu bir kaza oldu. Beş vatandaşımızı kaybettik. Çevre illerdeki bütün yardım ekipleri, olay yerine ulaştı. Yolcuları otobüslerle gidecekleri yere sevk ettik. Yaralılar, hastanede tedavi altında. Trenler, gördüğünüz gibi hemen durması mümkün olmayan araçlardır. Önüne ani çıkan bir şeyde ani durması mümkün değil. Ayrıca burası virajlı bir bölge. Viraj nedeniyle trenin önünü görmesi de mümkün değil. Böyle bir kazayla karşı karşıya kalınıyor.

ENKAZ KALDIRMA ÇALIŞMALARI GECE BOYUNCA SÜRECEK

Trenin kaldırma çalışmaları gece boyunca devam edecek. Yolun yarın sabah açılmasını bekliyoruz. Burada çalışan müteahhitlerin dikkatli olması gerekir.”
HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ BELİRLENDİ

Eskişehir-İstanbul seferini yapan Cumhuriyet Ekspresi’nin Bilecik’in Bozüyük ilçesi yakınlarında iş makinasına çarpması sonucu meydana gelen kazada ölen 5 kişinin kimlikleri belli oldu. Yaralı 21 kişi ise çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı.

Kazada 231 yolcunun bulunduğu belirtilen Cumhuriyet Ekspresi’nde yolculardan Metin Kürşat Yeşiltan(14), Turgay Yılmazbaş(21), Derviş Oğuz Tekin (24),
Mehmet Öztürk (53) ile Aysel İzgi(65) hayatını kaybetti.

Kazada yaralanan iş mekinesi operatörü Mehmet Sait Yılmaz, makinistler Mehmet Çolak ve Erol Altıntaş, trende bulunan TCDD görevlileri Ali Saltan, Bahtiyar Kahveci ile yolcular Fatih Deniztekin, İsmet Ulusoy, Nasim Tokca, Lorin Topçu, Ersin Akşahin,  Egemen Günsay,  Ayşe Gülşah Kayahan, Önder Dinçer, Ersoy Demir, Aras Tunçali, Esra Yüzer Yusuf Mermer, Mehpare Güler, Ceren Türkay Güler, Ceyda Güler ve Hacı Mehmet Avşaroğlu Bozüyük, Bilecik ve Eskişehir’deki hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan iş makinesi operatörü Mehmet Sait Yılmaz’ın ESOGÜ Hastanesi’nde tedavi altına alındığı ve durumunun ağır olduğu belirtildi.





Toprak’a sanat dünyasından ilk tepki

25 07 2009
Toprak’a sanat dünyasından ilk tepki  

71 yaşındaki Halis Toprak’ın 17 yaşındaki Nazlıcan Tağızade ile evlenmesine sanat dünyasından ilk tepki Nükhet Duru’dan geldi: Bu bir evlilik değil, satın almadır. Babası kızını boğaz tokluğuna satmış. Bu olay Üzmez olayı’nın meşru hali!

Sarıkamış’daki tesislerinde çalışan hizmetlisinin 17 yaşındaki kızıyla evlenen 71 yaşındaki Halis Toprak’a köşe yazarlarının başlattığı eleştiri yağmuruna sanat dünyasından da destek geldi. Toprak’ın kendinden 54 yaş küçük bir kızla nikah kıymasının bir evlilik değil ”satın alma“ olduğunu söyleyen Nükhet Duru, VATAN’a olayla ilgili tepkisini anlattı: ”Bu ülkede erkek egemenliği ve satın alma halen devam ediyor. Köy yerinde veya şehir yerinde olması bunu değiştirmiyor. Hiç kimsenin de bu evliliği bir aşk evliliği olarak gördüğünü sanmıyorum. Kimse bunun aşk olduğuna inanmıyor. Bu bir satın almadır. Herkesin kendisine biçtiği bir paha vardır. Babası da kızını boğaz tokluğuna sattı. Kadın cinsi hala hakaret görmekte. Bu da beni üzüyor. Bir insan 17 yaşındaki kızını nasıl 71 yaşındaki biriyle evlendirir? Benim tepkim daha çok kızın babasına ve kabul görmüş bu sisteme. Bu evlilik bana göre Hüseyin Üzmez olayının meşru olanıdır. ”

‘Yaşlı adamla ben ne yaparım’
Nazlıcan Tağızade’nin Antalya’da huzurevinde kalan babası İsmet Tağızade, kızının evliliğiyle ilgili çelişkili açıklamalarına devam etti. İşte Tağızade’nin açıklamalar:
* Ayrı yaşadığım eşim, kızıma Halis Bey’in evlilik teklifini söylemiş. Kızım da “Anne o yaşlı adam benim ayağıma niye geliyor, ben onunla ne yapacağım” diyor. Fakat annesi kızıma “senin tahsilini karşılayacak, seni okutacak” diyerek ikna etmiş.
* Kızım evlendi fakat hala ona Halis Bey diye hitap ediyor. Bir türlü alışamadı. Zaten ben daha onların karı-koca ilişkisi içinde olduğunu sanmıyorum. Kızımın sıkıntısı ve korkuları var. Bu yüzden hala annesi ve kız kardeşiyle yatıyordur, onlar birbirlerinden ayrı uyamaz. Ayrıca Halis Bey çok canlı diri gibi görünüyor ama aslında öyle olduğunu tahmin etmiyorum.
* Onlardan hiçbir şey istemiyorum. Ben hepsinden daha kötü durumdayım. By pass ameliyatı oldum. En büyük isteğim emekli olmak. Emekli olabilmem için 3 bin 500 TL’ye ihtiyacım var. Bunun dışında bir ihtiyacım yok.

Radikal





Türkan Saylan’ı kaybettik

18 05 2009

saylan

ÇYDD BAŞKANI PROF TURKAN SAYLAN HAYATINI KAYBETTİ

Haberi alan sevenleri İstanbul Çapa Tıp Fakültesi

önünde toplanmaya başladı.





Arabistan’a sel uyarısı !

18 05 2009
Allah’ın işi işte !
Suudi Arabistan’da etkili yağış nedeniyle meydana gelen selden kaçmak için cipiyle yolan çıkan genç bir kadın kendisini kurtarmak isteyen bir kişiyle birlikte sel sularında boğuldu.
 
S. Arabistan’da aşırı yağışlar nedeniyle su baskını ve selde yaşanan korkunç boğulma olayı kameralara saniye saniye yansıdı. 

 

 Selden kaçmak için lüks ciplerine atlayıp yola koyulan genç bir kadın, sel sularının derinleştirdiği bir yolun kenarından geçerken sel çukuruna takılınca olanlar oldu. Cipin bir tarafı tamamen sulara gömülürken, kadının sağ kapıdan çıkmaya çalışırken yaşananlar da kameralar tarafından kaydedildi.
 
Kadını araçtan çıkarmak için cipin kapısını açan bir şahıs cipin tamamen sulara kapılmasıyla birlikte aracın içindeki kadınla birlikte sulara gömüldü. Lüks ciple birlikte sulara gömülen kadınla adamın arkasından giden bir başka şahıs da yol kenarında yan yatan bir araca tutunarak ölümden kurtuldu.
 
Araç içindeki kadını kurtarmak için uğraşan adamla birlikte kadın boğularak ölürken, kimilerinin de olayı cep telefonuna kaydetmeye çalışması dikkat çekti.

 





14 yaşındaki çocuğa tecavüz etti

18 05 2009
14 yaşındaki çocuğa tecavüz etti  
Sakarya’nın Geyve ilçesinde, 78 yaşındaki yaşlı adam, 14 yaşında bir çocuğa cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı.

Çocuğun durumu ailesine anlatması üzerine dede ailenin şikayeti üzerine jandarma tarafından yakalandı. Jandarmada sorgusu tamamlanan V.K. “küçük çocuğa cinsel istismarda bulunmak” suçundan çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.

Tacize uğradığı iddia edilen çocuk ise sağlık merkezine götürüldü. Küçük çocuğun yapılan muayenesinde fiili livata izine rastlandı.

Olay, Geyve ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, köyde yalnız başına yaşayan ve hayvancılık yaparak geçimini sağlayan V.K. (78) komşusunun çocuğu A.T.’yi (14) kendisine yardım etmesi için çağırdı.

Daha önce sürekli gidip yardımcı olduğu için şüphelenmeyen A.T., dede ile ahıra girdi. Çocuğu kandırıp ellerini bağladıktan sonra cinsel tacizde bulunan V.K. çocuğun bağırması üzerine korkarak çocuğu bıraktı.