Hayat Kadınlarına yönelik ‘ VİCDAN ‘açılımı talebi

25 11 2009

İnsanca yaşamı destekleme derneği genel sekreteri Okşan Öztok Başbakan Recek Tayyip Erdoğan’ın bir sözünü hatırlatarak hükümetten hayat kadınları için Vicdan açılımı istedi……

Son günlerde Kamuoyunda tartışılan, Ermeni, Kürt, Alevi, Roman açılımı gibi tabulaşmış sorunların çözümüne doğru atılan adımları dikkatle takip etmekteyiz.

Başbakanımız R. Tayyib ERDOĞAN 1994 yerel seçimlerinde kapatılan o zamanki Refah Partisi İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı iken, basına da yansıyan binlerce kadının umudu olmuş ve desteklenmiş şu beyanatını hatırlatıyoruz:

Kararlıyım. Genelevler kesinlikle kapatılacak. Çünkü ben öldüğümde arkamdan ‘karı sattırıyordu’, dedirtmem. Ben kadına şöyle, bakıyorum; Yaratıcının cenneti ayaklar altına verdiği bir varlık. Erkeğin ayakları altına sermiyor. Cennetin ayakları altına serildiği o yüce varlığı, nasıl olur da satarız?’

Sayın Başbakanımız, Bu durum evrensel İnsan Haklarına aykırıdır. Bu kadınlar Size oy verdiler.

Bu gün yaşı elliyi aşmış birçok kadın, sırf SGK primini tamamlayıp emekli olup insanca yaşamak adına Genelevlerde torunu yaşlarında çocukların satın alınabilir metası konumumdadır. Bu bir realitedir. Polisiye tedbirler çözümden uzaktır.

Bu kadınlar kendilerini toplumun iffet dalga kıranları olarak değerlendirmektedirler. Sebep her ne olursa olsun bu kadınlar mağdurdur. Pişmandır. Tövbekârdır.

Sayın Başbakanımız, Yukarıda arz ettiğimiz umut olan mesajınızın gereğini yapmak için Ak Parti Hükümetinin yeterli çoğunluğu vardır. Bu vicdani bir tahüttür.

Bu basın açıklamamızın ilk paragrafında ki açılımlarınıza diğer muhalefet partileri tarafından muhalefet edilmektedir. Hayat kadınlarının sorunlarının giderilmesi için yapacağınız açılıma hiçbir vicdan sahibi muhalefet etmeyecektir.

Bu vesile ile sizden Hayat Kadınlarına yönelik ‘ VİCDAN ‘açılımı istiyoruz.

1-Tüm hayat Kadınlarının SGK primlerinin Devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz.

2-Çalışma yılına bakılmaksızın bu insanların insani ölçüde geçinebilecekleri emekli maaşına bağlanmasını istiyoruz.

3-Konut sorunu olanların TOKİ aracılığı ile bu sorunlarının giderilmesini istiyoruz.

4-Bu kadınların vesika kayıtlarının imhasını istiyoruz.

5-Ayrıca bu kadınların çocuklarının Asker, Polis ve Devlet memuru olmaları önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

Sayın Başbakanımız, Kutsal bir Bayram arifesinde hiçbir vicdan sahibinin hayır demeyeceği bu açılıma sizi çağırıyor, değerli basın aracılığı ile kamuoyuna arz ediyoruz. 25.11.2u009

 

                                                                                                                      OKŞAN ÖZTOK

İNSANCA YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ





Ben kız olmak istiyorum

25 11 2009

14 yaşındaki Georgie, kız olmak istiyor. Ama İngiliz yasalarına göre ameliyat olması için 18 yaşını doldurmak zorunda. Ancak o      4 sene beklemek istemiyor

İngiltere’de 14 yaşındaki bir erkek öğrenci, ‘cinsiyet değiştirmek’ için Ulusal Sağlık Hizmeti’ne başvurdu. İngiliz yasaları, 18 yaşını doldurmamış kişilerin cinsiyet değiştirme ameliyatı olmalarına izin vermediği için Georgie Smith adlı öğrenci, ‘annesinin onayını’ aldı. Kız gibi giyinen ve makyaj yapan
Georgie ‘Kendi kararımı verecek kadar büyüğüm. Kız olmak istiyorum ve bunu annem de destekliyor’ dedi.

İKİ KEZ İNTİHARI DENEDİ
Georgie’nin annesi, reşit olmadan cinsiyet değiştirmeye izin vermeyen yasayı eleştirerek, ‘18′ine geldiğinde bir kıza benzeyemeyecek’ diye tepki gösterdi.  Anne, yanlış bedende doğduğunu söyleyen oğlunun iki kez intihara teşebbüs ettiğini belirtti.

Okulda ‘ucube’ gibi davranıyorlar
GİTTİĞİ okulda bir süre kız üniforması giymesine izin verilen Georgie, ‘Bana ucube gibi davranıyorlar. Cinsiyet değiştirme ameliyatına yaş sınırı koyan yasa bir an önce değişmeli’ dedi.





Nefret Söylemine Karşı Mücadele Edenler Ankara’da Buluşuyor

20 11 2009

20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü

Pembe Hayat’ın düzenlediği etkinlikte LGBTT bireylerin yanı sıra nefret söylemine karşı mücadele eden Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Kadınlar, Romanlar, hak savunucuları ve sanatçılar bir araya gelecek. Üç günlük etkinlik 20 Kasım’da başlıyor.
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği dünyanın her yerinde 20 Kasım’da gerçekleştirilen “Öldürülen Transları Anma Günü”nü için üç günlük program hazırladı.
 
Dernekten Remzi Altunpolat, “Nefret söyleminin ve suçlarının cezalandırılmasıyla ilgili yasal düzenleme istediklerini ve lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylere yönelik suçlarda haksız tahrik indiriminin uygulanmamasını istediklerini” söylüyor.
 
Rita’dan Dilek, Melek ve Çağla’ya…
20 Kasım 1998′de ABD’li trans Rita Hester‘in öldürülmesinin ardından “Ölümümüzü Hatırlamak” adıyla mumlu nöbet tutuldu. Ardından yapılan çağrıya LGBTT örgütleri ve dünyadaki translar yanıt verdi ve 20 Kasım transfobik nefret nedeniyle öldürülen transseksüelleri anma günü olarak kayıtlara geçti.
 
Pembe Hayat, ilk kez geçen yıl düzenlediği etkinliğin ikincisinde çerçeveyi genişletiyor.
Altunpolat, “Nefret söylemi ve doğurduğu şiddet sadece LGBTT bireyleri değil, çeşitli etnik, dinsel ve toplumsal grupları da hedef haline getiriyor, mağdur ediyor. Bu nedenle bir oturumda bu topluluklardan katılımcılarla nefreti konuşacağız” diye anlatıyor. “Türkiyeli Ermeni gazeteci Hrant Dink, Rahip Andrea Santoro, Zirve Yayınevi’nde öldürülenler, Türk Solu dergisinin Kürt karşıtı yayınları, Gazze protestolarında yükselen antisemitik söylemi de tartışmak istiyoruz” diyor.
 
Bu amaçla düzenlenecek olan “Irkçılık, Ayrımcılık ve Nefret” panelinin konuşmacılar arasında İnsan Hakları Gündemi Derneği, Demokratik Toplum Partisi (DTP), Alevi Enstitüsü, Romankara ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De grubu üyeleri var.
 
Geçtiğimiz bir yıl içinde Pembe Hayat üyesi üç trans; Dilen İnce, Melek P. ve Çağla öldürüldüler. Altunpolat, “20 Kasım’ın dernek üyeleri için bu yıl daha da anlamlı olduğunu” söylüyor.
 
20 Kasım’da yapılacak yürüyüş ve basın açıklamasıyla başlayacak olan üç günlük etkinlikler Petrol-İş sendikasında yapılacak paneller ve müzik dinletisiyle sürecek.
 
Prof. Dr. Melek Göregenli, senarist-yönetmen Zeynep Özcan, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Hakan Ataman, Alevi Enstitüsü’nden Dr. Ali Murat İrat, Demokratik Toplum Partisi’nden (DTP) Songül Erol Abdil, Romankara’dan Selçuk Karadeniz, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe’den Hüseyin Öntaş, avukat Senem Doğanoğlu, Siyah Pembe Üçgen’den avukat Elif Ceylan Özsoy, İstanbul LGBTT Girişimi’nden Seyhan Arman, bianet’ten Bawer Çakır, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu’ndan Pelin Dutlu konuşmacılar arasında.
kaosgl.com
pembehayat




Ayşe ARAL’dan travesti ve eşcinsellere

18 11 2009

Her gün e-postalar alıyorum sizlerden. Yazım olmadığı günlerde bile. Hayata, insana yaşanmışlıklara dair her şey var gelen postalarda.

Yazmamı istediğiniz birçok konu var. Bu konulardan biri de eşcinsellik. 

Geçtiğimiz gece Okan’ın programında eşcinsellik tartışıldı. İlgimi çekti, ben de düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. 

Cinsel tercihleri yüzünden insanların itilip kakılmasına, beşinci sınıf insan muamelesine maruz kalmalarına peşinen karşıyım.  

Benim, ailemden birinin ya da evladımın değişik bir cinsel seçimde bulunmamış olması sadece bir şans. Tam tersi de olabilirdi. Öyle olduğunda da ailem beni yok mu sayardı, ya da ben evladımı yok mu saymalıydım?

Son yıllarda yapılan araştırmalar eşcinselliğin yüksek oranla genetiğe bağlı olduğunu ortaya koymakta. Eee? O zaman bu insanları görmezden gelmek, onlara yeryüzündeki fazlalıklar gibi bakmak sizce hak mı? 

Düşünsenize; bir çocuğun, bir gencin kendini karşı cinse yakın hissettiğini keşfettiği ilk anı. O an içinde yaşadığı korkuyu ve paniği? Bu durumu kimseye açamamanın, paylaşamamanın, aradığı sorulara cevap bulamamanın ona getirdiği çaresizliği…. 

Sizce bunlar, sırtlanması kolay bir yük mü? 

Dünyanın her yerinde eşcinseller ve travestiler diğer insanlarla aynı haklara sahipken, bizde niye farklı? 

İş bulamazlar, lokantaya gitseler yer yok diye geri çevrilirler, sokakta yürümeye kalksalar en ağır sözlere maruz kalırlar. 

Ülkede saat başı cinayet işlenir, millet birbirini öldürür gazetede küçük bir haberi çıkar. Ama bunu yapan bir travesti ya da  bir eşcinselse haber direkt manşetten girer: “Katil bir travesti !” 

Pek çoğu da öldürülür, haber yine manşette. Katile sorulur, “Niye öldürdün?” diye… Cevap: “Çünkü travestiydi.” 

Her travesti, kafadan seks işçisidir. Bizler pek namusluyuzdur.  Aramızda hiç fuhuş yapan, para karşılığı birileriyle beraber olanı bulunmaz! 

Eşcinseller nonoştur, travestiler dönme… 

Benim kızdığım, bu insanların topunu aynı sepete koymak.

Bizlerin de çürük olanları var elbette; onların da..

Allah onlara şu hayatta nefes alma imkanını tanıdığına göre, bizim de tanımamız gerekir bence. 

Not: Herkes fikrini yazsın bana. Heteroseksüeli de, travestisi de, eşcinseli de… Cuma günü tartışalım… 

Siz konuyu tartışmaya başlamadan önce, ben arşivimi karıştırdım ve yıllar öncesinden iki ayrı yorum bulup çıkardım. Yorumlardan birincisi, bir okura(*) ait. Diğeri ise amcam Oğuz Aral’ın yorumu.





Bu ülkeyi kurtarmaya 50 kişi yeter

16 11 2009

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, partisi tarafından düzenlenen mitingte yaklaşık 50 kişiye hitap etti.

HEPAR’ın Nevşehir Türk Telekom binası önünde düzenlenen 16. mitinginde kürsüye çıkan Osman Pamukoğlu, meydan şoku yaşadı. Saat 13.30′da başlayacağı belirtilen, ancak 1,5 saat gecikme ile başlayan mitingte Pamukoğlu, meydanı dolduran 50 kadar vatandaşa ekonominin çöktüğünü, Türkiye’nin yolsuzluk sıralamasında da Mozambik ve Somali’den sonra dünya üçüncüsü olduğunu iddia etti. Yolsuzluk yapanların hepsinden hesap sorulup, tüm menkul ve gayrimenkullerinin hazineye gelir kayıt edileceğini ifade eden Pamukoğlu, “Yolsuzluk yapan siyasiler ve bürokratların hepsini yargılayacağız. Özel ihtisas mahkemelerinde hepsinden hesap soracağız, bütün menkul ve gayrimenkullerini satacağız. Hazineye irad kayıt edeceğiz, halktan çaldıklarını halka geri iade edeceğiz.” dedi.

Terörü 365 günde 20 bin kişilik bir asker ile sona erdireceklerini vurgulayan Pamukoğlu, idamı yeniden getireceklerini kaydetti. Memurlar dahil herkesin dokunulmazlığının kaldırılacağını ifade eden HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, “İlk iş siyasilerden, bürokratların tümünden, memurlar dahil dokunulmazlıklar kalkacak ve herkes normal mahkemeler önünde hesap verecek. Çünkü dağlarda eşkıya, kentlerde çete ve mafya var. Bunların ucunda siyasiler ve bürokratlar var. Biz uyanık olanın da uyuyanın da hesabını bunlardan soracağız.” diye konuştu. 

Mitingin başında meydan şoku yaşayan Pamukoğlu, konuşmasını 10 dakikada tamamladı. Ardından ilçe ve beldelerde temaslarda bulunmak üzere Nevşehir’den ayrıldı. (CİHAN)





Kılıçdaroğlu’ndan Öymen’e istifa çağrısı

16 11 2009

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in 10 Kasımda TBMM’de yaptığı konuşmadaki ”Dersim isyanıyla ilgili” sözlerini değerlendirirken, ”Yara kanamıştır. Bu süreçte yapılması gereken tepkileri dikkate almaktır. Tepkileri dikkate alması gereken sayın Onur Öymen’dir ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP’yi, hem CHP’deki parlamenterleri ve CHP’lileri rahatlatmış olacaktır” dedi.

Kılıçdaroğlu, hafta sonu annesinin cenaze törenine katılmak için geldiği Tunceli’de, CHP İl ve Merkez İlçe Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, 10 Kasımda TBMM Genel Kurulu’nda Öymen’in CHP Grubu adına söz alarak bir konuşma yaptığını hatırlattı.

”Sayın Öymen’in yaptığı konuşmada, Dersim isyanına vurgu yapması, PKK terör örgütü ile Dersim isyanı arasındaki bağlantıyı kurmak istemesi, çoğu çevrede gerçekten ciddi tepkiler yaratmıştır” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

”Şunun altını özenle çizmek isterim. Dersim coğrafyasında yaşanan olay, bir insanlık dramıdır. Bu bölgede yaşayan insanlar, o dönemin acılarını, o dönemin kaybolan hayatlarını, o dönemin ağıtlarını dinleyerek, bugünlere geldiler. O dönemde yapılan çok ciddi, insanlıkla bağdaşmayan olaylar oldu. Ama bu olaylarla, günümüzde terör örgütüyle mücadelenin bir unsuru, benzeriymiş gibi ifade etmenin doğru olmadığını ifade etmek istiyorum.”

CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, bölge insanının, bu coğrafyada yaşanan olayları, ”Biz kimseye kin tutmayız” felsefesinin gereği olarak, hiçbir zaman intikam duygusuyla geleceğe taşımayı düşünmediklerini belirterek, ”Acıyı bal eylemiş, bağırlarına taş basmışlardır. Elbette o dönemde yanlışlar, hatalar olmuştur. Ama bunu günümüze taşıyıp, o olayları kaşımak doğru değildir. Yara kanamıştır. Bu süreçte yapılması gereken tepkileri dikkate almaktır. Tepkileri dikkate alması gereken sayın Onur Öymen’dir ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP’yi, hem CHP’deki parlamenterleri ve CHP’lileri rahatlatmış olacaktır” diye konuştu.

Onur Öymen’in, Tuncelililer’i üzmek istemediğini söylediğini, ”Eğer üzdüysem özür dilerim” dediğini anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, ancak tepkilerin dinmediğini kaydederek, Öymen’in bu konuda gereğini yapması gerektiğini bildirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen’in konuşmasını ”Talihsiz bir açıklama” olarak niteleyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

”Hepimiz üzerimize düşen görevi yaparak, toplumun duyarlılık ve tepkilerinin, beklentilerinin gereğini yapmak durumundayız. Bunu yaptığımız zaman Türkiye’de demokratikleşmenin önünü açmış oluruz. Halkın tepkisine karşı, politikacının duyarlılığının önünü açmış oluruz. Bu çok önemli bir olgudur, önemli bir olaydır. Sayın Öymen’in söylediklerinden daha çok kamuoyunun algılama tarzı daha önemlidir. Eğer kamuoyu sayın Öymen’in söylediklerini farklı algılamışsa, sayın Öymen bunun gereğini yerine getirmelidir.”

AA





Meclis’te pankartlı eylem

11 11 2009

Bakan Beşir Atalay konuşurken CHPli milletvekilleri pankart açtı, oturuma ara verildi
meclispankart3man

TBMM Genel Kurulunda ”Demokratik Açılım” görüşmelerinde tartışma çıktı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşması sırasında, ”AK Parti, Türkiye partisidir, diğer partiler bölge partileridir” demesine tepki gösteren MHP ve CHP’li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterirken, CHP’li milletvekilleri pankart açtı.

”Demokratik Açılım” konusundaki Genel Görüşme önergesinin öngörüşmeleri tartışmalı başladı. Hükümet adına bilgi veren İçişleri Bakanı Atalay, ”AK Parti bu ülkenin her bölgesini ve kesimini temsil eden bir Türkiye partisidir, bu konuda da maalesef rakipsizdir. AK Parti dışındaki tüm partiler bölge partileridir” dedi.

9d6fe056569cbf7908e2a3c2e0ddd4a4_k

Atalay’ın bu sözlerine CHP ve MHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayağa kalkarak söz istemesinin ardından, CHP’li milletvekilleri, üzerinde, ”Atam İzindeyiz”, ”Atam Eserlerine Sahip Çıkacağız’, ”Cumhuriyeti Sen Kurdun Onu Yaşatacak Olan Bizleriz” yazılı pankartlar açtı.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, CHP ve MHP milletvekillerini, ”Burası TBMM’dir, miting alanı değil… Pankartları indiriniz” diye uyardı. İdare amirlerini görevlerini yapmaya davet eden Şahin, CHP’lilere, ”Pankartları indirin ya da dışarı çıkarın” diyerek birleşime ara verdi.

Tartışma, verilen arada da sürdü.
4e37225bf2c4b07f57efeff92d362171_k





Cinsel organı düştü!

11 11 2009

Rahmi ve idrar torbası cinsel organının dışına çıktı!

rahmdmdmdd

ABD’nin Washington Eyaleti’nde 39 yaşındaki bir kadının cinsel organı ‘’düştü’’. Allison Henry’nin rahatsızlığı, ikinci çocuğuna hamile olduğu sırada başladı. Rahminden sürekli kan gelen ve cinsel organında bazı değişiklikler olduğunu fark eden Henry’ye doktorlar bir tanı koyamadı. Birkaç ay sonra Henry’nin rahmi ve idrar torbası cinsel organının dışına doğru çıkmaya başlamıştı. Hemen hastaneye giden Henry, rahminin idrar torbası ve ince bağırsağıyla beraber cinsel organından sarktığını öğrendi. Rahim prolapsı tanısı koyulan Henry, geçirdiği zorlu ameliyat sonrası sağlığına kavuştu.





İlk sevgilim travesti oldu

7 11 2009

Nurgül Yeşilçay’dan çarpıcı açıklamalar

ilk

Nurgül Yeşilçay, Instyle dergisine sanat ve özel hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

* Erkeklerin zevk aldığı pek çok filmden zevk almadan sinemadan çıkarım. Gişe filmleri Arog, Gora, Recep İvedik, Güneşi Gördüm, bunların hepsi erkek hikayesini anlatan filmler. Benim gibi kadınların, gençlerin izleyeceği bir film yapmak istedim. Ezel Akay’ın yönettiği Yedi Kocalı Hürmüz pek az yapılan kadın filmlerine iyi bir örnek olacak ve çok izleyicinin ilgisini çekecek.

* Yedi Kocalı Hürmüz’e pek çok kişi acaba nasıl yapmışlar diyerek gidecek. Titanik’in de sonunu hepimiz biliyorduk ama gittik ve izledik. Filmim, canlı görüntüleri, dansları, müzikleri ve birbirinden başarılı oyuncularıyla çok sevilecek.

* İlk erkek arkadaşım travesti olmuştu. Ortaokul veya lisede, çok kısa ve sıkıcı adını vermeyeceğim bir ilişkim olmuştu. Yıllar sonra İzmir’de yürürken arkamdan koşup bana yetişen kadının o olduğunu fark etmiştim.

* Erkek çocuğu annesine çok düşkün, çok aşık oluyor. Kimseden duymadığım romantik sözleri oğlum Nejat’tan duyuyorum, aramızda çok özel bir bağ var.

* Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İyi ki de olmuyor. Altını değiştirmek, beslemek, değilmiş asıl olay..

* En kötüsü annenizi en iyi anladığınız dönemde onun hayatta olmaması. Fatih Akın’la çalışırken, Almanya’daki çekimlere Nejat’ı bırakıp gittim. Daha 1 yaşını yeni geçmişti. 3. gün ağlama krizine girdim…





‘Genelevler kapatılsın’

2 11 2009

Domuz gribi salgını, genelevlerde çalışan hayat kadınlarını da endişelendirdi.
genel

Hayat kadınları, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a başvurarak, domuz gribine karşı genelevlerde de önlem alınmasını istedi ve ilginç bir talepte bulundu. Akdağ’a gönderdikleri dilekçede “Domuz gribi tehdidi geçene kadar genelevleri kapatın, sigorta primlerini de devlet ödesin” dedi.

GENELEV MÜŞTERİLERİ EĞİTİMSİZ KİŞİLER

İşte hayat kadınlarını çatısında toplayan ‘İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği’nin Başkanı Okşan Öztok’un bakanlığa gönderdiği dilekçe:

Domuz gribi ile ilgili bakanlığınızın çalışmalarını takdirle takip etmekteyiz. Bir vatandaş, bir sivil toplum örgütü olarak, kadirşinas bu çalışmalarınıza destek olmak amacı ile tecrübelerimiz gereği önerilerimiz olacaktır. Derneğimizin çalışma alanı olan cinsel sağlık tecrübelerimiz ışığında, domuz gribi ile mücadelenize sosyal sorumluluk gereği katkı sunmak amacıyla bir öneride bulunmak istiyoruz. Domuz gribi tehdidi geçene kadar, ülkedeki tüm genelevlerin geçici süre ile kapatılması, kadınların SGK primlerinin devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz Çünkü daha önce yaptığımız çalışmalarda genelev müşterilerinin eğitimsiz bireylerden oluşmaktadır. Bu duruma dikkatinizi çekiyor önerimizi hayata geçirmenizi saygı ile arz ediyoruz.