Tarihin en büyük 10 komplo teorisi

22 11 2008

Dünya tarihine damgasını vurmuş olaylar ve ardındaki sır perdesi… Her ne kadar bu olaylarla ilgili açıklamalar yapılsa da fısıltı gazeteleri tarafından kulaktan kulağa yayılan komplo teorileri de göz ardı edilecek cinsten değil…

AIDS VİRÜSÜ
 
AIDS virüsü, 1974 yılında genetik mühendisler tarafından yaratıldı. Afrika’da başarılı bir deneyde katil vir virüsle yaratıldığına inanılan AIDS’in CIA ve KGB tarafından dünyanın nüfusunu azaltmak için yapıldığına inanılıyor.

TSUNAMİ
 
Müslüman dünyasında popüler bir teori olarak başgösteren bir inanış Tsunami’nin Hintliler tarafından nükleer deneyle, Asya’nın Müslüman ağırlıklı nüfusunun yok edilmek istendiği de kuvvetli bir inanış.

ELVIS PRESLEY ÖLMEDİ
 
1977 yılında hayatını kaybeden Elvis Presley’in birçok hayranı onun ölümünün uydurma bir haberden ibaret olduğuna inanıyor. Presley’in hayranları, O’nun gerçek ölümünün 1990′lı yılların ortasında olduğuna inancını taşıyor.

DIANA’YI MI6 ÖLDÜRDÜ
 
Şüphesiz Prenses Diana’nın ölümü de, komplo teorilerinin vazgeçilmezlerinden. Lady Di’nin, Dodi El Fayet’le ilişkisinin İngiltere‘deki kraliyet ailesine tehdit oluşturduğu savından yola çıkan sevenleri onun İngiliz gizli servisi MI6 tarafından öldürüldüğüne inanıyor.

SAHTE PAUL McCARTNEY
 
Yaygın bir şehir efsanesi Paul McCartney’in 1966 yılında bir trafik kazasında öldüğünü söylüyor. İddialara göre, Beatles’ın sekteye uğramaması için de bu ölüm gizlendi ve yerine bir başkası kullanıldı.

KÜRESEL ISINMA YALAN MI?
 
Bazı iklim bilimcileri, küresel ısınmanın komplo olduğuna ve yüksek vergiler getirebilmek için dünya nüfusunu yumuşatmak için çıkartılmış olduğuna inanıyor.
SALDIRI YAPILACAĞI BİLİNİYOR MUYDU?
 
Komplo teorisyenleri dünyayı büyük bir savaşa sürükleyen Pearl Harbour baskınının ABD Başkanı Roosevelt tarafından daha önceden bilinmesine karşın saklandığını düşünüyor. ABD’nin savaşa girmesine karşı olan Avrupalıların, ABD’ye ihtiyaç duyması için de saldırının bilinmesine rağmen önlem alınmadığına inanıyor.

İSA EVLENDİ Mİ?
 
Dan Brown’un Da Vinci Şifresi eserinden sonra ortaya çıkan bir görüşe göre, İsa, Mary Magdalena ile evlendi ve bir çocuk sahibi oldu. Fransa‘ya göç ettiği düşülülen İsa’nın Sion manastırında yaşadığına inanılıyor.

9/11
 
11 Eylül 2001 yılında tüm dünyada dengeleri değiştiren İkiz Kuleler saldırısının ABD’nin sorumluluğu olduğuna inananların sayısı oldukça fazla. ABD hükümetinin saldırıdan daha önce haberdar olduğunu düşünen komplo teorisyenleri, Ortadoğu’da savaşların başlatılabilmesi için hiçbir önlem alınmadığına inanıyor. Birçok tanığın, uçakların İkiz Kuleler’e çarpmadan önce patlama sesleri duyduğunu söylemeleri, bu teoriyi birçok kişi için doğrular nitelikte.
WILSON, SOVYET AJANI!
 
İngiltere Başbakanı Harold Wilson’un Sovyetler Birliği ajanı olduğu söylentisi de komplo teorisyenlerinin vazgeçilmezlerinden. İngiliz ordusunun kendisine karşı bir darbe yapmak istediği ve Sterlin’in O’nun döneminde devalüasyona uğraması KGB ajanlığının bir göstergesi olduğunu düşünenler için bir veri.





Komisyonda Ergenekon, darbe ve İmralı tartışması

17 11 2008
Komisyonda Ergenekon, darbe ve İmralı tartışması  
ANKARA (ANKA) -CHP Genel Saymanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her zaman tartışmaların dışında tutulması ve yıpratılmaması gerektiğini kaydederek ”Her darbede en çok zarar gören partiyiz. 12 Mart’ta da 12 Eylül’de en çok zararı CHP görmüştür. Buna rağmen, TSK’nın tüzel kişiliğine her zaman saygı gösterdik” diye konuştu. DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, İmralı cezaevinin tek kişilik özel bir cezaevi olduğunu belirterek “İçerde gardiyan var Adalet Bakanlığına, etrafında jandarma var İçişleri Bakanlığına bağlı… Genelkurmay Başkanlığı, neden ikide bir cevap veriyor, muhatap oluyor? Kriz merkezinin başında Genelkurmay Başkanlığının olduğunu biliyorum. Öyleyse muhatap kim?” diye sordu.
Milli Savunma Bakanlığı’nın 2009 yılı bütçesinin görüşmeleri sırasında söz alan CHP Genel Saymanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Aktütün Karakolu’na yönelik tartışmaları gündeme getirdi. Ödenek yokluğu nedeniyle karakolun yerinin değiştirilemediği yönündeki iddiaların hala açıklığa kavuşturulamadığını belirten Özyürek, bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Genelkurmay 2′nci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız’ın açıklamalarının birbirinden farklı olduğunu söyledi. Konuşmasında Ergenekon davasını da gündeme getiren Özyürek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki eski komutanının tutuklandığını hatırlatarak suç işleyen birisinin rütbesi ve unvanı ne olursa olsun cezasını çekmesi gerektiğini kaydetti. TSK’ya 40 yıldan fazla hizmet eden insanlara yargıya da saygı çerçevesinde vefa duygusunun gösterilmesinin yerinde olacağını ifade eden Özyürek ”Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, bu görevine seçilmesinden sonra, ‘laf olsun’ diye bir nezaket ziyareti yapılmış ama arkası getirilmemiştir. Bu son derece önemlidir” diye konuştu. CHP olarak TSK’nın her zaman ve her türlü tartışmaların dışında tutulmasını ve yıpratılmaması gerektiğini söylediklerini kaydeden Özyürek, bazı çevrelerin bunu ”CHP, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden siyaset yapıyor” şeklinde değerlendirdiklerini ifade ederek ”Her darbede en çok zarar gören partiyiz. 12 Mart’ta da 12 Eylül’de en çok zararı CHP görmüştür. Buna rağmen, TSK’nın tüzel kişiliğine her zaman saygı gösterdik” dedi. TSK’yı yıpratmaya yönelik saldırılar olduğunu bazı gazetelere yapılan servis sonucu ‘akıl almaz suçların’ gündeme getirildiğini de savunan Özyürek ”TSK, terörle mücadele görevini yapamıyor. Haber aldığı saldırıları bile önleyemiyor” şeklinde değerlendirmeler yapıldığını anımsattı. Bunlara, zaman zaman Genelkurmay Başkanı’nın, yanıt verdiğini belirten Özyürek, ”Bu konularda Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasına gerek olmadan, Milli Savunma Bakanı ve Başbakan’ın gerekli savunmayı yapması gerektiğini düşünüyorum. TSK, günlük tartışmaların dışında tutulmalı ama o camiayı rahatsız eden saldırılara karşı da siyasetçiler görevini zamanında yapmalı” diye konuştu. Özyürek, Milli Savunma Bakanı Gönül’e bedelli askerliğin gündemde olup olmadığını da sordu.

-“İMRALI KONUSUNDA MUHATAP KİM?-

Komisyonda söz alan DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise Abdullah Öcalan’ın kaldığı İmralı Cezaevi’nin tek kişilik özel bir cezaevi olduğunu ifade ederek “İçerde gardiyan var Adalet Bakanlığına, etrafında jandarma var İçişleri Bakanlığına bağlı… Genelkurmay Başkanlığı, neden ikide bir cevap veriyor, muhatap oluyor? Kriz merkezinin başında Genelkurmay Başkanlığının olduğunu biliyorum. Öyleyse muhatap kim?” diye sordu. Bakan Gönül’ün “mübadele olmasaydı, Rumlar, Ermeniler gitmeseydi milli devleti kuramazdık”şeklindeki sözlerini de hatırlatan Kaplan “Acaba ortak vatanın kuruluş sürecinin temel dayanağı İslam dini miydi?” dedi. Kaplan, Gönül’e, ”Bu, ayrımcılık kokmuyor mu? Yarın aynı duyguyu, Kürt yurttaşlarımıza karşı da bir ayrımcılık olarak yaşatır mı?” diye sordu.

-CHP’Lİ ERGİN’DEN ERGENEKON ELEŞTİRİSİ-

Komisyonda CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ise Ergenekon davasıyla ilgili eleştirilerde bulundu. Davanın herkesi rencide eden bir duruma geldiğini kaydeden Ergin, ”Bu ülkenin 2 Orgenerali, yan yana durmaktan bile hicap duyacakları insanlarla, aynı doğrultuda birlikte çalışıyormuş gibi, aynı konunun sorumluları haline getirilmiştir. Bunu şiddetli kınıyorum. O Orgeneraller için, içim gerçekten yanıyor, kanıyor” dedi. Milli Savunma Bakanı Gönül’ün ‘Terör örgütü, özellikle son dönemde ülkemiz içinde yuvalanmış legal veya illegal örgütlenmeleri vasıtasıyla, özellikle büyükşehirlerimiz başta olmak üzere her fırsatta sivil vatandaşlarımızı kışkırtmakta ve sivil itaatsizlik eylemleriyle yönlendirmeye çalışmaktadır” sözlerini de hatırlatan Ergin, ”Niye üzerine gitmiyorsunuz? Legal görüntülü örgütlerin de üzerine gitmek zorundasınız, gitmiyorsanız görevinizi yapmıyorsunuz” dedi.

-AKP’LİLERDEN DTP’Lİ KAPLAN’A ELEŞTİRİ-

AKP Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ne geçmişte yaşanan darbelerle TSK’nın suçlanabileceğini ne de ‘yaşanan darbelerle en fazla yarıyı kim aldı yarışması düzenlenebileceği’ni belirterek “Hele hele aidiyet hissi, vefa gibi temel duyguları okşuyorsak, TSK’yı Ergenekon davası gibi yargıya intikal etmiş bir davada taraf haline getirebiliriz. Bu davanın TSK ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığı açık ve nettir” dedi. PKK terörünün çok eskilere dayandığını kaydeden Bilgiç, DTP’li Hasip Kaplan’a, ”terörü terör olarak nitelemediğiniz noktada, sizinle başlangıç noktasını bulmamız mümkün olmuyor”dedi. AKP Tokat Milletvekili Osman Demir de Kaplan’ın konuşmasını eleştirerek ”Harcamaları keyfi mi yapıyoruz, biz de daha çok okul, daha çok hastane yapılmasını isteriz. Irak’ın kuzeyine bombayı keyfimize mi atıyoruz? Hayır. Karşınızda biri çıkmış, silahını çekmiş, köyleri kasabaları basıyorsa, ne yapacaksınız? Silahı çekene kitapla karşılık veremezsiniz” diye konuştu. (ANKA)





Deniz Feneri’nden Erdoğan’a darbe

24 09 2008
Deniz Feneri’nden Erdoğan’a darbe  
Son altı yıldır yapılan araştırmalarda halk tarafından en güvenilir lider olarak görülen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Feneri ve Aydın Doğan kavgası nedeniyle güven kaybına uğradı. Erdoğan-Doğan kavgasında Başbakan Erdoğan’a inananların oranı yüzde 23.9′da kalırken, Erdoğan’ın Deniz Feneri yolsuzluğu içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 47.8 oldu.
Political Researcher Strateji Geliştirme Merkezi’nin Eylül ayı içinde yaptığı “Toplumun Medya-Siyaset İlişkilerine Bakışı ve Yerel Yönetimler Araştırması” AKP hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvenin önemli ölçüde azaldığını gösterdi. 16 Büyükşehir Belediyesi ve 23 metropol ilçede yapılan araştırmaya 2 bin 420’si kadın, 2 bin 448′i erkek toplam 4 bin 868 kişi katıldı.

-TÜRK HALKI DENİZ FENERİ DERNEĞİNİN YOLSUZLUK YAPTIĞINA İNANIYOR-

 Ankete göre, Türk halkının yüzde 78.3 gibi büyük bir oranı Deniz Feneri e.V’de yolsuzluk yapıldığı iddialarının doğru olduğuna inanıyor. Yolsuzluk yapıldığına inanmayanların oranı yüzde 10.1 olurken, konu ile ilgili fikri olmayanların oranı yüzde 11.6′yı buldu.
Ankette, Almanya’daki Deniz Feneri e.V için öne sürülen yolsuzluk olaylarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olabileceğine inananların oranı ise yüzde 47.8 olurken, yüzde 34.4′ü ise inanmadığını söyledi. Bu konu ile ilgili fikir beyan etmeyenlerin oranı ise yüzde 17.8 oldu.
 

 

-DENİZ FENERİ, AKP’YE YARAMADI-

 Deniz Feneri yolsuzlukları karşısında AKP hükümetinin konuya bakış açısı sonrasında ise hükümetin yolsuzlukların üzerine gittiğine ilişkin kanı da ortadan kalktı. Ankette, “Adalet ve Kalkınma Partisinin Yolsuzlukların üzerine gittiğine inanıyor musunuz?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 64.9 gibi büyük bir kısmı “hayır inanmıyorum” yanıtını verdi. AKP’nin yolsuzlukların üzerine gittiğine inananların oranı ise yüzde 21.3′te kaldı.

 

AKP KENDİ ZENGİNİNİ YARATIYOR
Ankette, AKP’nin kendi zenginlerini yaratma çabası içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 57.5′i bulurken, inanmayanların oranı yüzde 24.8′de kaldı.

Anket ile toplumun iktidar partisinin yolsuzlukların üzerine gitmediğini, kendi zenginlerini yarattığını ve dolayısıyla kendi taraftarlarına imtiyazlar sağladığını düşündüğü açıkça ortaya çıktı. Başbakan’ın, sert söylemlerinin yolsuzluklarla ilgili haber yapacak diğer medya mensuplarını korkutacağını ve medyanın asli görevi olan siyaseti izleme işini yapamayacak hale gelmesine sebep olacağını düşünenlerin oranı da çok yükseldi.

-TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ DENİZ FENERİ-

 

Ankete göre, Türkiye’nin son dönemdeki en önemli olayı yüzde 29.9 ile Deniz Feneri yolsuzluğu olarak ortaya çıkarken, ikinci sırada ise yüzde 24.1 ile “medya-Başbakan tartışması” oldu. Bu iki olayı yüzde 9.3 ile Rus-Gürcü savaşı, yüzde 7.2 ile Cumhurbaşkanı Gül’ün Erivan gezisi, yüzde 6.9 ile de diğer yolsuzluk iddiaları takip etti.
-BAŞBAKAN-DOĞAN MEDYA DÜELLOSU ERDOĞAN’A YARAMADI-
Anketin önemli sonuçlarından biri de Aydın Doğan ve Başbakan Erdoğan arasındaki tartışma ile ilgili. Ankete göre halkın yüzde 25.7’si tartışmada Aydın Doğan’ı haklı olarak görürken, yüzde 23.9′u Başbakan Erdoğan’ı haklı görüyor. Her ikisini de haksız gören ise yüzde 40.3 gibi yüksek bir oran oldu.