İşte Baykal’ın CHP’deki ilk fotoğrafı

12 06 2009
Deniz Baykal’ın ileride Genel Başkanı olacağı partiye ilk ziyaretiyle ilgili bir fotoğraf 49 yıl sonra ortaya çıktı.
22 yaşındaki Baykal, İsmet İnönü ile birlikte Ankara Hukuk Fakültesi’nin genç doktora öğrencisi Deniz Baykal 22 yaşında. Kalbinin tam ortasında, 16 Eylül 1961′de Akçakoca’da yıldırım nikahı ile evleneceği Olcay (Vural), aklında ise Mümtaz Soysal’ın Anayasa Hukuku kürsüsüne asistan olmak var.
Siyaset onun için öncelikli bir konu değil! 27 Mayıs askeri müdahalesinin üzerinden henüz bir ay geçmiş; tarih 22 Haziran 1960. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’yü ziyarete giden bir grup Antalyalının davetine uyarak, genel merkezin yolunu tutmuş. Henüz hakkında “Adnan Menderes’in Kızılay Meydanı’nda yakasına yapıştığı” yönündeki iddialar ortaya atılmış değil! Takım elbisesiyle Genel Başkan İnönü’nün huzurunda. Bu kare, Baykal’ı İnönü ile birlikte gösteren ilk fotoğraf. Ancak aralarındaki belli belirsiz uzaklık, fotoğrafa da yansıyor.
Kimsenin bakmadığı bir yöne doğru bakıyor Baykal. Ve doğal ki yıllar sonra koltuğuna oturacak kişinin kendisini ziyaret edenler arasında olduğundan habersiz, ama bir önseziyle belki, İnönü de başka bir yöne. Aralarında tek ortak nokta; ikisi de objektife bakanlardan değil. CHP’nin üçüncü Genel Başkanı Bülent Ecevit’in, “Elinden tutup, İnönü’ye götüreceği ve CHP’ye üye yapacağı Deniz Baykal” olmaya henüz beş yıl var. Ve yıllar sonra, “Fotoğraf çekilirken nereye bakıyordunuz” sorusuna Baykal, şimdilerde “Ah, keşke hatırlayabilsem. Keşke” iç sızısıyla yanıt veriyor.




CHP’den ‘Değişim Pusulası’

23 11 2008
CHP’den ‘Değişim Pusulası’  
Aralık ayının ikinci yarısında yapacağı kurultay ile tüzük ve programını yenileyecek olan Cumhuriyet Halk Partisi yoluna 58 iddia ile devam edecek.

CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın sorumluluğunda ve Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlu’nun koordinatörlüğünde hazırlanan, Parti Meclisi’nde de kabul edilerek onaylanan Parti Programı “Değişim İçin Pusula” başlığıyla Kurultay’ın onayına sunulacak.

Yerel seçimlere yenilenmiş tüzük ve programla girmeyi hedefleyen CHP’de, bu yöndeki çalışmalarda sona gelindi. “Değişim Pusulası” başlığıyla hazırlanan yeni program için oluşturulan komisyon da son düzenlemeleri yaptı. CHP’nin yeni program taslağı ile partinin yeni döneme hazırlanması, daha etkin, hızlı ve dinamik bir parti yapısına kavuşturulması hedefleniyor. CHP yönetiminin 21 Aralık’ta kurultayın onayına sunacağı “Hedefimiz Türkiye’yi yenileştirmektir” ve “Önce İnsan” denilen “Değişim Pusulası”nda 23 öncelikli hedefe yer verildi. Programda öncelikli hedeflerden bazıları şöyle sıralandı:

-Öncelikli hedefimiz; Türkiye’yi yenileştirmektir, önce insandır; insanın emeğine, hukukuna, kimliğine ve değerlerine saygıdır, demokrasidir; hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığıdır, hoşgörü ve barıştır, terörün ve siyasi şiddetin yaşanmadığı bir Türkiye’dir, ulus devlet ve bireysel kültürel haklardır, üniter devlet ve katılımcı yerinden yönetimdir, bölgelerarası dengeli kalkınmadır, GAP’ı hızla tamamlamaktır, ulusal bağımsızlıktır, Türkiye modelini koşulsuz sahiplenmektir, ilkeli dış ilişkilerdir, ‘Ulus-Üniter-Laik’ devlet yapımız ve ulusal duyarlılıklarımız korunmak kaydıyla AB’ ye eşit koşullu tam üyeliktir.”

Tüzük ve programını yenileyecek olan CHP’nin “Değişim İçin Pusula”sında, altı temel alanda “yeni bir yapılanmanın hedef alındığı belirtildi. Pusula’da “yeni bir yapılanmanın hedef alındığı 6 temel alan ise, “Çağdaş hukuk devleti, Üretim ekonomisi, Tarım ve küçük üreticiler, Eğitim ve bilgi toplumu, Sosyal refah devleti, Dış politika” başlıklarıyla sıralandı.

CHP’nin “Değişim İçin Pusula”sında, hukuk, siyaset, kamu yönetimi, yerel yönetimler, iç güvenlik, vergi, sosyal güvenlik YÖK, üniversiteler ve genel sağlık konularında reformlar yapılacağı ifade edildi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Anayasa’nın tümden değiştirilmesine karşı çıkan CHP yönetimi, yeni programında, Anayasanın, evrensel hukuk devleti normları ve çağdaş örgütlü toplum kuralları ile uyuşmayan maddelerinin değiştirileceğine vurgu yapıyor. Programda, partinin yeni hedefleri de şöyle sıralanıyor:

“Yargı etiği kanunu çıkarılacak, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi sağlanacak, Hakimler ve savcılar kurulu yeniden yapılandırılacak, Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarı’nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda yer almaması, kurul üyelerinin yargı organları tarafından seçilmeleri, savunmanın temsilcilerinin de Kurul’da yer alması sağlanacak. Türkiye Barolar Birliği’ne Anayasa Mahkemesi’nde dava açabilme yetkisi verilecek. Adli Tıp Kurumu yeniden yapılandırılacak özerk, yetkin ve etkin yapıya kavuşturulacak, İnsan Hakları Müsteşarlığı kurulacak, ‘insan hak ve özgürlüklerine saygı’, ‘işkenceye sıfır hoşgörü’ devlet yönetiminin temel kuralına dönüştürülecek. Etnik kimlik bir şereftir. Kişisel kültürel haklar çoğulcu demokrasinin gereğidir. Çağdaşlık, asimilasyon değil, entegrasyondur. Anadil kültürel diyaloğun, resmi dil ise, siyasal birliğin aracıdır.”

DOĞU VE GÜNEYDOĞU’YA POZİTİF AYRIMCILIK

Programda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki sorunlara ilişkin saptamalara yer verildi. Bölgeye pozitif ayrımcılık uygulanacağı ve kamu öncülüğünde yatırım ve kalkınma hamlesi başlatılacağı ifade edilen programda özetle şunlar dile getirildi:

“GAP, toplumsal kalkınma projesi olarak hızla tamamlanacak, 1,5 milyon hektar toprak suya kavuşturulacak. Irak’la ticari ve kültürel ilişkilerimiz geliştirilecek; Habur’a ek olarak Ovaköy kapısı açılacak. Kırsal kesimde çocukları okul öncesi iki yıllık eğitime devam eden ailelere eğitim destek ödemesi yapılacak. Saydam kent vakfı ve kentleşme fonu oluşturulacak, kent rantları toplumlaştırılacak. Belediye meclisleri etkinleştirilecek, idari yargı yolu açık olmak kaydıyla belediye meclisleri, gerektiğinde belediye başkanlarını görevden geri çağırabilecek. Mahalle muhtarlıkları belediyelerin uç hizmet birimlerine dönüştürülecek.”

MADIMAK MÜZE OLACAK

CHP’nin yeni programında diğer hedefler şöyle sıralandı:

“Sivas Madımak Oteli Alevi kültürü ve değerlerine saygı çerçevesinde hoşgörü müzesine dönüştürülecek. Saroz körfezi, yeni liman, deniz ve kara yolları ile bölge ülkelerine bağlanacak. Lise öğrencilerinin üçte ikisi meslek lisesi ve meslek yüksek okullarına yönlendirilecek. 2 yıllık çok programlı akademik liseler yüksek öğretime geçişin köprüsü olacak, öğrenci seçme sınavı (ÖSS) kaldırılacak. Öğrenci yurtlarında tarikat etkinliğine son verilecek, tüm üniversite öğrencilerine bedelsiz çağdaş yurt olanakları sağlanacak. Talep eden tüm üniversite öğrencilerine düşük faizli, uzun vadeli yüksek öğretim yaşam destek kredisi sağlanacak. Maddi durumları yetersiz tüm üniversite öğrencilerine karşılıksız eğitim bursu sağlanacak.”





ALMANYA’YA AMBARGO UYGULA

20 09 2008
Almanya'ya Ambargo Uygula

 

Baykal, “Başbakan, Deniz Feneri’yle İlgili Gelişmeleri Aktaran Basın Organlarına Kızacağına, Alman Mahkemesi’ne Kızsın. Gücü Yetiyorsa Almanya’ya Ambargo Uygulasın” Tepkisi Gösterdi.

 

CHP Lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın gazetelere boykot çağrısına “Başbakan, Deniz Feneri’yle ilgili gelişmeleri aktaran basın organlarına kızacağına, Alman Mahkemesi’ne kızsın. Gücü yetiyorsa Almanya’ya ambargo uygulasın” tepkisi gösterdi.CNN Türk’te konuşan Baykal, “Bu bir dikta anlayışının ifadesidir” diyerek, şunları söyledi:

Sonrası yayın engeli

Başbakan, düşünce özgürlüğünü kullanan bir kısım medyaya karşı, vatandaşın haber hakkına saygı gösteren bir kısım medyayı ’Evinize sokmayın’ diyor. Düşman ilan ediyor, ayırıyor. Bunun bir sonraki aşaması imkan bulursan onların yayınlanmasını engellemektir. Bir Başbakan’ın çıkıp, yayın organlarını ’Almayın’ diye kampanya yapması, Başbakan sıfatı üzerindeyken kabul edilecek şey değildir. Çünkü Başbakan’ın görevi o yayın organlarının da hukukuna sahip çıkmaktır. Başbakanlık görevinde bulunduğunu unutarak, kızgınlıkla, hırsla davranıyor; başbakanlık yetkileriyle ortalığa nizam vermeye çalışıyor.

Demokrasinin gereğidir

Hepimiz zaman zaman işimize hiç gelmeyen, bizi rencide eden, üzen, çoğu kere de belki haksız olan yayınlara muhatap olabiliriz. Ama bu demokrasinin gereğidir. Bunların çaresi demokrasi, basın özgürlüğü olanakları içerisinde gerçekleri anlatmaya çalışmaktır. Oyunun kuralı, demokrasinin icabı bu. Herkes senin gibi düşünmek zorunda değil, herkes senin uygun gördüğünü söylemek zorunda değil.

Ambargo istemi işlemez

Basına ambargo istemi işlemez. İnsanlar gazeteleri ihtiyaçtan dolayı alıyor. Vatandaşların “Başbakanımızın uygun gördüğü haberler dışında biz haberleri okumak istemiyoruz. Başbakanımız öyle söyledi almayacağız” diyeceklerini sanmıyorum.

Husumet, bölücülük var

Husumetle demokrasi, basın özgürlüğü bağdaşmaz. Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarında, husumet, bölücülük, hukuka saygısızlık, ambargo ve dışlama isteği, istibdat ruh hali var. Oy verirken vatandaşın vicdanını günlük küçük çıkarlarla baskı altına almaya göz yuman bir sistem varsa bu sistem çağdaş demokrasilerde işleyemez, Türkiye’de bunlar işliyorsa demokrasi yok demektir. İktidar kendisini güçlendirmiş, palazlanmış hissedince, “Şunu almayın, bunu satmayın, bunu yazdırmayın’ diyorsa üniversiteleri, yargıyı kendi kafasına göre şekillendirmek istiyorsa orada demokrasinin varlığından söz edilemez. Bu bir aldatmacadır.





“OLAYIN HER AŞAMASINDA SİYASET VAR”

18 09 2008

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ”Bu olayın (Almanya’daki Deniz Feneri Derneği) başında da sonunda da her aşamasında siyaset vardır. Siyasetle yakın ilişkili bir olaydır” dedi.

Baykal, davada karara çok yaklaşıldığını, yarın açıklanacağını belirtti. Kararın çerçevesinin aşağı yukarı belli olduğunu, çünkü sanıkların suçlarını kabul ettiklerini ifade eden Baykal, savcılık ile sanıklar arasında cezalar konusunda bir mutabakatın ortaya çıktığını söyledi. 

Baykal, bu yolsuzluğu siyasetin dışında izah etmenin mümkün olmadığını savunarak, ”Bu olayın başında da sonunda da her aşamasında siyaset vardır. Siyasetle yakın ilişkili bir olaydır. Bireysel, toplumsal para toplama olayı değildir bu. Siyasi amaçla para kullanma arayışının yol açtığı bir düzenlemedir” dedi.

CHP Genel Başkanı Baykal, ”Almanya olaya olağanüstü bir dikkatle giriyor, bütün boyutlarıyla konuyu aydınlatıyor. Ama Türkiye ile ilgili olarak kimsenin harekete geçtiği yok. Hala somut bir hareketi görebilmiş değiliz. Bir hukuk devletinde, demokratik bir düzende bu kadar Türk’ün karıştığı ve Türkiye bağlantısı olan Almanya’daki mahkemenin uluslararası diye nitelendirdiği yolsuzluk konusunda Türkiye’nin harekete geçmemiş olmasını anlamak mümkün mü?” diye sordu.