RTÜK Başkanına kötü haber!!! Mahkeme gerekçeli kararında ne yazdı?

20 11 2008

Deniz Feneri e.V davasının gerekçeli kararı tamamlandı. Frankfurt Mahkemesi’nden edinilen bilgiye göre, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Karaman ile RTÜK Başkanı Akman’ın asıl sorumlular arasında gösterildiği belirtildi.

Almanya’da Deniz Feneri e.V davasının gerekçeli kararı tamamlandı. Ancak karar üzerinde bazı teknik düzeltmeler yapıldığı için yayınlanmasının birkaç gün süreceği belirtildi. Vatan Gazetesi’nin haberine göre, Frankfurt Mahkemesi kaynaklarından alınan bilgiye göre gerekçeli kararda Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve İsmail Karahan ile RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın da adı geçiyor. Gerekçeli kararda Deniz Feneri e.V’nin 2002 ile 2007 yılları arasında topladığı 41 milyon Euro’nun 17 milyon Euro’sunun kuryeler aracılığıyla Türkiye’ye götürüldüğü belirtiliyor, bu paradan Türk Deniz Feneri Derneği’ne ise 8 milyon Euro aktarıldığı da açıklanıyor. Kararda Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’in yönlendirilen kişiler olduğu, sorumluların Türkiye’de olduğu belirtiliyor. Frankfurt Mahkemesi Sözcüsü Klaus Wiens de yaptığı açıklamada, Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’i hapis cezalarına mahkum eden kararın gerekçesinin yazıldığını bildirdi. Wiens kararda bazı düzeltmeler yapıldığını söyleyerek, şöyle dedi: “Alman yasalarına göre mahkemelerin gerekçeli kararlarında açık isim yazılması yasak. Ad ve soyad açık açık yazılamaz. Bunun için gerekçeli kararda hüküm giyenler, şüpheliler ve tanıklar yani kararda ismi geçen herkesin sadece baş harfleri yazılıyor.” Sözcü Wiens gerekçeli kararda Zekeriya Karaman ve Zahid Akman’ın isimlerinin de geçtiğini belirtti. Kararın önümüzdeki birkaç gün içinde yayınlanacağını belirten Wiens, bundan sonra Türkiye’ye gönderilebileceğini de söyledi.

Dosya yolda

Almanya Deniz Feneri e.V dosyasının ancak gerekçeli kararın yayınlanmasından sonra Türkiye’ye gönderilebileceğini bildirmişti. Hem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Yargıtay Başsavcısı dosyanın gelmesini bekliyor. Alman yargısının Deniz Feneri e.V’nin Türkiye bağlantıları olarak bildirdiği Kanal 7 yöneticileri hakkında soruşturma yapması bekleniyor.

Yargıtay Başsavcılığı ise Deniz Feneri e.V’den AKP’ye para aktarılıp aktarılmadığı iddialarını araştıracak. Ancak Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüten Savcı Kerstin Lotz soruşturmanın sürdüğünü ancak şimdiye kadar bağış paralarının Türkiye’de bir partiye aktarıldığına ilişkin delil bulamadıklarını açıkladı. Lotz, VATAN’a verdiği bilgide bağış paralarının izini Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’a kadar izlediklerini belirterek “Karaman’dan bir partiye gittiğine ilişkin delilimiz yok” dedi.

3 sanık hüküm giymişti

Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi 26. Büyük Ceza Dairesi, sanıklar Mehmet Gürhan’a 5 yıl 10 ay, Mehmet Taşkan’a 2 yıl 9 ay ve Firdevsi Ermiş’e 1 yıl 10 ay hapis cezası verdi. Taşkan ve Ermiş’in cezaları tecil edilerek, tahliye edildi. 2 yıl içinde aynı suçu işlemezlerse bu cezalar ortadan kalkacak. Gürhan ise tutuklu kaldığı süre cezasından düşürüldükten sonra, 3 yıl 10 ay daha cezaevinde kalacak.

 





Kılıçdaroğlu’nun yeni hedefi

23 10 2008

CHP’li Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri-Kanal 7 hattında bu kez İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı hedef aldı.
 
CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri-Kanal 7 hattında bu kez İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı hedef aldı.
 
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde “Beşir Atalay milletvekili olmadan önce Zekeriya Karaman’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Kanal 7′ye herhangi bir danışmanlık hizmeti vermiş midir?” sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu Meclis Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre, RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’la birlikte 5 Ocak 1999 tarihinde “Nehir Medya Yayıncılık Filmcilik Tanıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi”ni kurduğunu ve ticari faaliyetlerini birlikte sürdürdüklerini bildirdi.
 
Kılıçdaroğlu, “Almanya’daki Deniz Feneri davasında, mahkeme yargıcı gerek Zekeriya Karaman gerek Sayın Aykut Zahid Akman’ı Deniz Feneri e. V yolsuzluğuna karışmakla suçlamış ve yolsuzluğun Türkiye’deki asıl failleri olarak göstermiştir” dedi. Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan’a şu soruları yöneltti: “Bu şahıslarla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğünün yürüteceği soruşturmalarda gerekli objektifliği gösterebileceğine inanıyor musunuz? Almanya’da görülen dava sırasında Alman güvenlik makamları, yolsuzluk iddialarıyla bağlantılı olarak Aykut Zahid Akman hakkında Türk interpolüne yaptıkları bilgi yardım taleplerine cevap verilmediğini, Türk İnterpolü’nün işbirliğine yanaşmadığını belirtmişlerdir.

Bu gelişme Sayın Beşir Atalay’ın Sayın Akman ve Sayın Karaman’la geçmişteki ortaklığı nedeniyle tarafsızlığını artık koruyamayacağını göstermez mi? Deniz Feneri Derneğinin, İçişleri Bakanlığının hazırladığı dernekler mevzuatı başlıklı bir kitabın 10 bin adet basımını üstlendiği gazetelerde yazılmıştır. Bu durumda İçişleri Bakanlığı bu dernek karşısında tarafsızlığını koruyabilir mi?Sayın Beşir Atalay, bu görevde olduğu süre içinde, bu soruşturmanın kamuoyu vicdanını tatmin edecek boyutta yürütülmesinin mümkün olmadığını siz de düşünüyor musunuz? Sayın Beşir Atalay milletvekili olmadan önce, Karaman’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Kanal 7′ye herhangi bir danışmanlık hizmeti vermiş midir? Vermişse bu hizmeti karşılığında nasıl ve ne kadarlık bir ücret almıştır? Böyle bir ilişki varsa, Atalay’ın Karaman ve Akman karşısında tarafsızlığını koruyabileceğine inanıyor musunuz?İstifa müessesini Beşir Atalay için düşünüyor musunuz?”

Deniz Feneri kravatını hediye etti…
 
ABD’de yaşayan bir Türk, Baykal’a üzerinde deniz feneri bulunan kravatı hediye olarak gönderdi. Kravatı alan Deniz Baykal “Bu en çok sana yakışır, senin hakkın. Önemli günlerde takarsın” diyerek Deniz Feneri olayını yakından izleyen Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’na hediye etti.





İstanbul 10. Noterine savcılık soruşturması

26 09 2008

İstanbul 10. Noterine savcılık soruşturması  
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul 10. Noteri İsmet Büyükkılıç hakkındaki iddialara ilişkin soruşturma açtı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10. Noter İsmet Büyükkılıç hakkında basına yansıyan iddialara ilişkin haberleri ihbar kabul ederek, resen soruşturma başlattı.
İsmet Büyükkılıç hakkında, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu ile CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yapılan suç duyurularının da bu soruşturmanın evrakına ekleneceği bildirildi.
Almanya’daki Deniz Feneri davasında ceza alan Mehmet Gürhan’ın yurt dışında tutuklu bulunduğu dönemde, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’a İstanbul 10. Noterliği aracılığıyla ”genel vekaletname” verdiği, dolayısıyla bu vekaletnamenin sahte olduğu iddia ediliyor.

 





Deniz Feneri’nden Erdoğan’a darbe

24 09 2008
Deniz Feneri’nden Erdoğan’a darbe  
Son altı yıldır yapılan araştırmalarda halk tarafından en güvenilir lider olarak görülen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Feneri ve Aydın Doğan kavgası nedeniyle güven kaybına uğradı. Erdoğan-Doğan kavgasında Başbakan Erdoğan’a inananların oranı yüzde 23.9′da kalırken, Erdoğan’ın Deniz Feneri yolsuzluğu içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 47.8 oldu.
Political Researcher Strateji Geliştirme Merkezi’nin Eylül ayı içinde yaptığı “Toplumun Medya-Siyaset İlişkilerine Bakışı ve Yerel Yönetimler Araştırması” AKP hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvenin önemli ölçüde azaldığını gösterdi. 16 Büyükşehir Belediyesi ve 23 metropol ilçede yapılan araştırmaya 2 bin 420’si kadın, 2 bin 448′i erkek toplam 4 bin 868 kişi katıldı.

-TÜRK HALKI DENİZ FENERİ DERNEĞİNİN YOLSUZLUK YAPTIĞINA İNANIYOR-

 Ankete göre, Türk halkının yüzde 78.3 gibi büyük bir oranı Deniz Feneri e.V’de yolsuzluk yapıldığı iddialarının doğru olduğuna inanıyor. Yolsuzluk yapıldığına inanmayanların oranı yüzde 10.1 olurken, konu ile ilgili fikri olmayanların oranı yüzde 11.6′yı buldu.
Ankette, Almanya’daki Deniz Feneri e.V için öne sürülen yolsuzluk olaylarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olabileceğine inananların oranı ise yüzde 47.8 olurken, yüzde 34.4′ü ise inanmadığını söyledi. Bu konu ile ilgili fikir beyan etmeyenlerin oranı ise yüzde 17.8 oldu.
 

 

-DENİZ FENERİ, AKP’YE YARAMADI-

 Deniz Feneri yolsuzlukları karşısında AKP hükümetinin konuya bakış açısı sonrasında ise hükümetin yolsuzlukların üzerine gittiğine ilişkin kanı da ortadan kalktı. Ankette, “Adalet ve Kalkınma Partisinin Yolsuzlukların üzerine gittiğine inanıyor musunuz?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 64.9 gibi büyük bir kısmı “hayır inanmıyorum” yanıtını verdi. AKP’nin yolsuzlukların üzerine gittiğine inananların oranı ise yüzde 21.3′te kaldı.

 

AKP KENDİ ZENGİNİNİ YARATIYOR
Ankette, AKP’nin kendi zenginlerini yaratma çabası içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 57.5′i bulurken, inanmayanların oranı yüzde 24.8′de kaldı.

Anket ile toplumun iktidar partisinin yolsuzlukların üzerine gitmediğini, kendi zenginlerini yarattığını ve dolayısıyla kendi taraftarlarına imtiyazlar sağladığını düşündüğü açıkça ortaya çıktı. Başbakan’ın, sert söylemlerinin yolsuzluklarla ilgili haber yapacak diğer medya mensuplarını korkutacağını ve medyanın asli görevi olan siyaseti izleme işini yapamayacak hale gelmesine sebep olacağını düşünenlerin oranı da çok yükseldi.

-TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ DENİZ FENERİ-

 

Ankete göre, Türkiye’nin son dönemdeki en önemli olayı yüzde 29.9 ile Deniz Feneri yolsuzluğu olarak ortaya çıkarken, ikinci sırada ise yüzde 24.1 ile “medya-Başbakan tartışması” oldu. Bu iki olayı yüzde 9.3 ile Rus-Gürcü savaşı, yüzde 7.2 ile Cumhurbaşkanı Gül’ün Erivan gezisi, yüzde 6.9 ile de diğer yolsuzluk iddiaları takip etti.
-BAŞBAKAN-DOĞAN MEDYA DÜELLOSU ERDOĞAN’A YARAMADI-
Anketin önemli sonuçlarından biri de Aydın Doğan ve Başbakan Erdoğan arasındaki tartışma ile ilgili. Ankete göre halkın yüzde 25.7’si tartışmada Aydın Doğan’ı haklı olarak görürken, yüzde 23.9′u Başbakan Erdoğan’ı haklı görüyor. Her ikisini de haksız gören ise yüzde 40.3 gibi yüksek bir oran oldu.




‘Deniz Feneri’ istifa getirdi

21 09 2008
Deniz Feneri’ istifa getirdi  
Adı Deniz Feneri e. V davasına karışan RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın yakın çevresiyle yaptığı istişarelerde, görevi bu koşullarda yerine getiremeyeceği gerekçesiyle istifa kararı aldığı öğrenildi. Ancak Akman, CHP’li üyelerin baskısıyla istifa etmiş görüntüsü vermemek için bir süre daha bekleyeceğini dile getirdiği bildirildi.
ANKA’nın edindiği bilgiye göre, RTÜK Başkanı Zahid Akman görevinden bir süre sonra istifa edeceği öğrenildi. Akman’ın yakın çevresiyle yaptığı istişarede, “Üyelikten istifa edeceğim; ancak CHP’li üyelerin baskısıyla olduğu izlenimi vermemek için bir süre daha bekleyeceğim” dediği öğrenildi. Akman’ın, istifa kararında adının Deniz Feneri e.V iddialarına karışmış olmasının yanı sıra önümüzdeki dönem TBMM’de görüşülecek olan RTÜK Yasası’nda hükümeti zora sokmak istememesinin de etkili olduğu belirtildi. Akman’ın yakın çevresine, “Bu tartışmalı ortamda RTÜK yasasını Meclis’ten geçirmek çok zor, hükümeti de sıkıntıya sokarız” dediği öğrenildi. Akman’ın istifa için bir zamanlama yapmayı planladığı, Deniz Feneri iddiasıyla başlayan tartışmalı ortamın soğumasını beklediğini söylediği öğrenildi.

 





ALMANYA’YA AMBARGO UYGULA

20 09 2008
Almanya'ya Ambargo Uygula

 

Baykal, “Başbakan, Deniz Feneri’yle İlgili Gelişmeleri Aktaran Basın Organlarına Kızacağına, Alman Mahkemesi’ne Kızsın. Gücü Yetiyorsa Almanya’ya Ambargo Uygulasın” Tepkisi Gösterdi.

 

CHP Lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın gazetelere boykot çağrısına “Başbakan, Deniz Feneri’yle ilgili gelişmeleri aktaran basın organlarına kızacağına, Alman Mahkemesi’ne kızsın. Gücü yetiyorsa Almanya’ya ambargo uygulasın” tepkisi gösterdi.CNN Türk’te konuşan Baykal, “Bu bir dikta anlayışının ifadesidir” diyerek, şunları söyledi:

Sonrası yayın engeli

Başbakan, düşünce özgürlüğünü kullanan bir kısım medyaya karşı, vatandaşın haber hakkına saygı gösteren bir kısım medyayı ’Evinize sokmayın’ diyor. Düşman ilan ediyor, ayırıyor. Bunun bir sonraki aşaması imkan bulursan onların yayınlanmasını engellemektir. Bir Başbakan’ın çıkıp, yayın organlarını ’Almayın’ diye kampanya yapması, Başbakan sıfatı üzerindeyken kabul edilecek şey değildir. Çünkü Başbakan’ın görevi o yayın organlarının da hukukuna sahip çıkmaktır. Başbakanlık görevinde bulunduğunu unutarak, kızgınlıkla, hırsla davranıyor; başbakanlık yetkileriyle ortalığa nizam vermeye çalışıyor.

Demokrasinin gereğidir

Hepimiz zaman zaman işimize hiç gelmeyen, bizi rencide eden, üzen, çoğu kere de belki haksız olan yayınlara muhatap olabiliriz. Ama bu demokrasinin gereğidir. Bunların çaresi demokrasi, basın özgürlüğü olanakları içerisinde gerçekleri anlatmaya çalışmaktır. Oyunun kuralı, demokrasinin icabı bu. Herkes senin gibi düşünmek zorunda değil, herkes senin uygun gördüğünü söylemek zorunda değil.

Ambargo istemi işlemez

Basına ambargo istemi işlemez. İnsanlar gazeteleri ihtiyaçtan dolayı alıyor. Vatandaşların “Başbakanımızın uygun gördüğü haberler dışında biz haberleri okumak istemiyoruz. Başbakanımız öyle söyledi almayacağız” diyeceklerini sanmıyorum.

Husumet, bölücülük var

Husumetle demokrasi, basın özgürlüğü bağdaşmaz. Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarında, husumet, bölücülük, hukuka saygısızlık, ambargo ve dışlama isteği, istibdat ruh hali var. Oy verirken vatandaşın vicdanını günlük küçük çıkarlarla baskı altına almaya göz yuman bir sistem varsa bu sistem çağdaş demokrasilerde işleyemez, Türkiye’de bunlar işliyorsa demokrasi yok demektir. İktidar kendisini güçlendirmiş, palazlanmış hissedince, “Şunu almayın, bunu satmayın, bunu yazdırmayın’ diyorsa üniversiteleri, yargıyı kendi kafasına göre şekillendirmek istiyorsa orada demokrasinin varlığından söz edilemez. Bu bir aldatmacadır.





Toptan: Türkiye boyutu da ortaya çıkarılmalı

18 09 2008

Meclis Başkanı Köksal Toptan, Almanya’da sonuçlanan Deniz Feneri davasıyla ilgili kararı Türkiye’nin görmezden gelemeyeceğini belirterek Türkiye’deki savcıların da süratle olaya el koyması ve sonuçlandırmak için gereken her şeyi yapması gerektiğini söyledi. Toptan, “Hiç bir şey olmadı, oradaki karar orada kaldı. Türkiye’nin bununla ilgisi yok’ dememeli. Bizim din duygularımız kullanıldı, insani değerler kullanıldı. Kötü kullanıldı. Kötü kullanım da itiraflara dayalı olarak Alman yargısı tarafından hükme bağlandı. Türkiye’nin çok hassas olduğu bir alandır bu alan. İnsanlarımızın bu tür konulardaki yardım sever duygularını, özelliklerini biliyoruz. O bakımdan, burada yanlış yapanın yanına kar kalmadığının gösterilmesi, mutlaka Türkiye boyutunda da ortaya çıkarılması gerekiyor” dedi.